DUYURU⚡ 2026 KPSS & YKS Yeni Nesil Çıkmış Sorular ve Deneme Sınavları Eklendi!İncele
kpss DENEMESİ• 2026 Müfredatı

KPSS KPSS Lisans (Genel Yetenek & Genel Kültür) Yardımcı Düşünceler Testi #1

Ders: TürkçeSoru Sayısı: 20Tam Sınav Formatında
30:00
1
Yardımcı Düşünceler
Soru 1 / 20
Mekân, edebiyatta sadece olayların sahnelendiği durağan bir dekor veya coğrafi bir arka plan değildir. Aksine karakterlerin ruh hâlini, aidiyet duygusunu ve geçmişle kurdukları bağı biçimlendiren devingen bir unsurdur. Yazar, bir kentin sokaklarını veya eski bir konağın odalarını betimlerken aslında kahramanın içsel çatışmalarını ve zaman algısını somutlaştırır. Mekân hafızayı diri tutar; unutulmaya yüz tutmuş hatıralar, tanıdık bir avlunun taşlarında veya tozlu bir pencere pervazında yeniden canlanır. Bu yüzden edebî metinlerde mekân değişimi, çoğu kez bireyin düşünce dünyasındaki kırılmaların ve dönüşümlerin bir göstergesidir. Bu parçada edebiyat ile mekân ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
📢 Reklam AlanıAD_TEST_BOTTOM

Sınav Soru Altı Reklam Alanı

Soru kartının altında, cevap şıklarından izole güvenli yatay alan.

Format: 728x90 Horizontal
📢 Reklam AlanıAD_TEST_SOLVER_SIDEBAR

Sınav Sağ Panel Reklam Alanı

Soru çözme esnasında sağ kolonda soru navigasyonunun hemen üstünde yer alır.

Format: 300x250 Rectangle

Soru Navigasyonu

0/20 Cevaplandı
İşaretlendi Aktif Boş
KPSS Müfredat ve Çözüm Rehberi

KPSS Lisans (Genel Yetenek & Genel Kültür) Yardımcı Düşünceler Testi #1 – Soru Bankası & Detaylı Çözümleri

Bu test, 2026 KPSS Türkçe müfredatı kapsamında Yardımcı Düşünceler konusundaki bilgilerinizi ölçmek amacıyla hazırlanmıştır. Toplam 20 özgün soru ve adım adım açıklamalı çözümünü görmek için tıklayın.

Soruları & Çözümleri Aç (20)
#1

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: A
Mekân, edebiyatta sadece olayların sahnelendiği durağan bir dekor veya coğrafi bir arka plan değildir. Aksine karakterlerin ruh hâlini, aidiyet duygusunu ve geçmişle kurdukları bağı biçimlendiren devingen bir unsurdur. Yazar, bir kentin sokaklarını veya eski bir konağın odalarını betimlerken aslında kahramanın içsel çatışmalarını ve zaman algısını somutlaştırır. Mekân hafızayı diri tutar; unutulmaya yüz tutmuş hatıralar, tanıdık bir avlunun taşlarında veya tozlu bir pencere pervazında yeniden canlanır. Bu yüzden edebî metinlerde mekân değişimi, çoğu kez bireyin düşünce dünyasındaki kırılmaların ve dönüşümlerin bir göstergesidir. Bu parçada edebiyat ile mekân ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Mekân tasvirlerinde nesnel ve belgesel bir üslubun kurgusal anlatıdan daha etkili olduğuna
B
Karakterlerin iç dünyası ile yaşanılan mekân arasında güçlü bir etkileşim bulunduğuna
C
Mekânın olay örgüsünde yalnızca edilgen bir fon olarak kalmadığına
D
Hatıraların canlanmasında ve hafızanın korunmasında mekânın payı olduğuna
E
Mekân değişikliğinin bireyin zihinsel dönüşümünü yansıtan bir işlev üstlendiğine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada karakterlerin iç dünyası ile mekânın etkileşimine ('içsel çatışmalarını somutlaştırır'), mekânın durağan bir fon olmadığına ('sadece durağan bir dekor... değildir'), hafızayı diri tuttuğuna ('unutulmaya yüz tutmuş hatıralar... yeniden canlanır') ve zihinsel dönüşümleri yansıttığına ('düşünce dünyasındaki kırılmaların... göstergesidir') değinilmiştir. Ancak mekân tasvirlerinde nesnel ve belgesel bir üslubun kurgudan daha etkili olduğuna dair hiçbir ifade yer almamaktadır. Sonuç: A şıkkı.
#2

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: B
Doğal dengenin ve küresel gıda güvenliğinin temel taşlarından biri olan bal arıları, yalnızca bal üretmekle kalmaz; çiçekli bitkilerin yaklaşık üçte ikisinin tozlaşmasını sağlayarak bitkisel üretimin devamlılığını güvence altına alır. Son yıllarda zirai ilaçların bilinçsizce kullanımı, endüstriyel tarım faaliyetleri, habitat kayıpları ve iklim krizi arı popülasyonlarında küresel ölçekte dramatik düşüşlere yol açmıştır. Arıların yok olması yalnızca tarımsal verimi düşürmekle kalmayacak, besin zincirinin en altından en üstüne kadar birçok canlı türünün varlığını tehdit eden ekolojik bir krizi tetikleyecektir. Bu durum, arı kolonilerinin korunmasının bir çevre tercihinden ziyade türlerin hayatta kalma meselesi olduğunu açıkça kanıtlamaktadır. Bu parçadan bal arıları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A
Doğadaki varlıklarının sadece bal üretimiyle sınırlı olmadığına
B
Sayılarındaki azalmanın önlenmesi için organik tarım alanlarının zorunlu kılınması gerektiğine
C
Popülasyonlarındaki düşüşün birden fazla insan kaynaklı ve çevresel faktörden beslendiğine
D
Tozlaşmadaki rollerinin tarımsal verimlilik ve besin zinciri açısından kritik önem taşıdığına
E
Korunmalarının tüm ekosistemin sürekliliği adına zorunlu bir gereklilik olduğuna
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada arıların işlevlerinin bal üretimiyle sınırlı olmadığı ('yalnızca bal üretmekle kalmaz'), popülasyon düşüşünün çok yönlü nedenleri bulunduğu ('zirai ilaçlar, endüstriyel tarım, habitat kayıpları, iklim krizi'), tozlaşmadaki rollerinin tarım ve besin zinciri için kritik olduğu ('bitkisel üretimin devamlılığını güvence altına alır') ve korunmalarının zorunluluk olduğu belirtilmiştir. Fakat arıların korunması için 'organik tarımın zorunlu kılınması gerektiği' şeklinde bir öneri veya çıkarım parçada yer almamaktadır. Sonuç: B şıkkı.
#3

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: C
Doğu ve İslam sanatının özgün bir dışavurumu olan minyatürde, Batı resminin temelini oluşturan matematiksel perspektif, ışık-gölge oyunları ve derinlik kaygısı bulunmaz. Minyatür ustası (nakkaş), nesneleri ve figürleri gözün gördüğü fiziksel mesafeye göre değil, onların taşıdığı hiyerarşik öneme ve anlama göre boyutlandırır. Sözgelimi bir savaş veya meclis sahnesinde sultan ya da hükümdar, diğer insanlardan belirgin şekilde daha büyük resmedilir. Renkler genellikle düz, saf ve parıltılı biçimde kullanılır; ton geçişlerine yer verilmez. Nakkaş, dünyayı anlık ve değişken bir ışık altında değil, kusursuz ve ebedî bir nizam içinde gösterme gayreti taşır. Bu parçada geleneksel Türk minyatür sanatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A
Batı resminde sıkça başvurulan ışık-gölge ve perspektif tekniklerinin kullanılmadığına
B
Figürlerin boyutlandırılmasında gerçekçi mesafe algısından ziyade toplumsal statünün belirleyici olduğuna
C
Batı resim sanatındaki teknik gelişmelerden doğrudan etkilenerek yeni biçimler geliştirdiğine
D
Renklerin gölgelendirmeden uzak ve doğrudan uygulandığına
E
Sanatçının dünyayı anlık görüntüler yerine kalıcı bir düzen kavrayışıyla yansıtmayı amaçladığına
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada Batı resmindeki tekniklerin (perspektif, ışık-gölge) kullanılmadığı (A), boyutlandırmanın fiziksel mesafeden ziyade hiyerarşik öneme dayandığı (B), renklerin ton geçişi olmadan düz ve saf uygulandığı (D) ve ebedi bir nizamı yansıtma amacının güdüldüğü (E) ifade edilmiştir. Buna karşın minyatürün Batı resim sanatından etkilenerek yeni biçimler geliştirdiğine dair bir bilgiye ulaşılamaz. Sonuç: C şıkkı.
#4

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: D
Birçok insanın hayat kalitesini düşüren erteleme davranışı, yaygın inanışın aksine basit bir tembellik ya da zaman yönetimi beceriksizliği değildir. Yapılan araştırmalar, ertelemenin kökeninde olumsuz duygularla başa çıkma güçlüğünün yattığını ortaya koymaktadır. Birey, yapması gereken görev karşısında yetersizlik, başarısızlık korkusu veya aşırı mükemmeliyetçilik hissettiğinde bu duygusal gerilimi yatıştırmak için görevi öteleyerek anlık bir rahatlama arar. Ancak görevin ötelenmesi, biriken işlerin baskısıyla suçluluk ve kaygıyı daha da artırır; böylece kişi içinden çıkılması güç bir kısır döngüye sürüklenir. Dolayısıyla erteleme problemini aşmak, katı zaman çizelgeleri hazırlamaktan ziyade başarısızlık korkusuyla yüzleşip duyguları düzenleme becerisini geliştirmeyi gerektirir. Bu parçada erteleme davranışı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Temelinde yalnızca irade zayıflığı veya tembelliğin bulunmadığına
B
Mükemmeliyetçilik ve başarısızlık kaygısı gibi duygusal etkenlerin bu davranışı tetiklediğine
C
Görevi geciktirmenin kısa süreli bir ferahlama sağlasa da uzun vadede gerginliği artırdığına
D
Çocukluk dönemindeki ebeveyn tutumlarının bu davranışın kalıcılaşmasında belirleyici olduğuna
E
Çözümünün salt zaman planlamasından ziyade duygu yönetimiyle mümkün olduğuna
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada ertelemenin basit bir tembellik olmadığına (A), yetersizlik ve mükemmeliyetçilik gibi duygusal sebeplerden kaynaklandığına (B), anlık rahatlama sağlasa da uzun vadede kaygıyı artırdığına (C) ve çözümünün duygu yönetimi becerisinden geçtiğine (E) değinilmiştir. Ancak çocukluk dönemindeki ebeveyn tutumlarının bu davranış üzerindeki etkisine değinilmemiştir. Sonuç: D şıkkı.
#5

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: E
Hızlı kentleşme, yüksek katlı konut projeleri ve siteler, bireylere fiziksel güvenlik ve konforlu bir yaşam alanı sunarken geleneksel mahalle dokusunun sıcaklığını ve samimiyetini büyük ölçüde yok etti. Eskiden sevinçlerin ve kederlerin paylaşıldığı, kapıların birbirine güvenle açıldığı komşuluk ilişkileri; yerini asansörde karşılaşıldığında edilen kerhen bir selama bıraktı. Modern kent insanı, çevresindeki yüzlerce insanla aynı duvarları paylaşmasına rağmen derin bir aidiyetsizlik ve yalnızlık duygusu içinde yaşıyor. Bireylerin güvenlik kaygısıyla yaşam alanlarını kameralar ve yüksek duvarlarla çevirmesi, onları dış dünyadaki tehlikelerden korurken ironik bir biçimde toplumsal bağları zayıflatarak yalnızlaştırıyor. Bu parçadan modern kent yaşamındaki insan ilişkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A
Çağdaş yerleşim alanlarının fiziksel güvence sağlarken samimi ilişkileri sınırlandırdığına
B
Birlikte yaşama kültürünün ve komşuluk bağlarının geçmişe kıyasla belirgin şekilde zayıfladığına
C
Kalabalık ortamların bireylerdeki yalnızlık ve köksüzlük hissini ortadan kaldırmada yetersiz kaldığına
D
İnsanların güvenliği sağlamak için aldıkları önlemlerin onları toplumsal dayanışmadan kopardığına
E
Kent insanının yalnızlıktan kurtulmak amacıyla kırsal bölgelere yerleşme eğilimi gösterdiğine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Metinde modern yerleşimlerin konfor sağlarken samimiyeti yok ettiği (A), komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı (B), kalabalıklar içinde yalnızlık yaşandığı (C) ve güvenlik tedbirlerinin bireyleri toplumsal bağlardan kopardığı (D) açıkça belirtilmiştir. Kent insanının yalnızlıktan kurtulmak adına kırsal alanlara göç ettiğine dair hiçbir bilgi veya çıkarım metinde yer almamaktadır. Sonuç: E şıkkı.
#6

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: A
Matbaanın Osmanlı topraklarına girişinin gecikmesi, uzun yıllar boyunca yalnızca dinî ve tutucu gerekçelere bağlanarak açıklanmıştır. Oysa son dönem tarih araştırmaları, bu meselenin çok yönlü toplumsal ve iktisadi dinamiklere dayandığını göstermektedir. İstanbul'da o dönemde geçimini kitap istinsah ederek sağlayan binlerce hattat, müzehhip, mücellit ve kâğıt tüccarı bulunmaktaydı. Matbaanın birdenbire faaliyete geçmesi, bu geniş esnaf zümresinin işsiz kalması ve köklü bir lonca sisteminin çökmesi anlamına geliyordu. Ayrıca estetik açıdan birer sanat şaheseri sayılan el yazması kitapların görsel güzelliğine alışmış olan Osmanlı okuru, matbaa harflerinin tekdüze ve soğuk baskısını ilk zamanlarda benimsemekte güçlük çekmişti. Bu parçada matbaanın Osmanlı'da yaygınlaşma süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
İlk basılan kitapların halk tarafından yüksek fiyatları nedeniyle satın alınamadığına
B
Matbaanın geç gelmesinin salt dinî sebeplere bağlanmasının eksik bir yaklaşım olduğuna
C
Kitap üretimiyle geçinen geniş bir esnaf kesiminin ekonomik çıkarlarının korunduğuna
D
Okurların el yazması eserlerdeki estetik zenginliğe alışkın olduklarına
E
Matbaanın tekdüze baskı tekniğinin estetik algıya başlangıçta uymadığına
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada matbaanın gecikmesinin salt dine bağlanmasının eksik olduğuna (B), hattat ve mücellit gibi zümrelerin ekonomik çıkarlarının gözetildiğine (C), el yazmalarındaki estetik zenginliğe alışık olunduğuna (D) ve matbaanın ilk baskılarının soğuk bulunarak benimsenemediğine (E) değinilmiştir. Ancak ilk basılan kitapların yüksek fiyatı nedeniyle satın alınamadığına ilişkin bir bilgi metinde bulunmamaktadır. Sonuç: A şıkkı.
#7

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: B
Sözlü kültür geleneğinde bilgi; kulaktan kulağa, dilden dile aktarılırken sürekli bir devingenliğe ve yeniden üretim sürecine tabidir. Anlatıcı, hitap ettiği topluluğun tepkilerine ve anın gereksinimlerine göre metni genişletebilir, kimi kısımları atlayabilir veya dile yeni metaforlar ekleyebilir. Bu durum bilginin durağanlaşmasını önlese de zamanla içeriğin değişmesine ya da unutulmasına kapı aralar. Yazının icadı ve yaygınlaşması ise bilginin uzam ve zaman içindeki seyrini dondurarak sabitlemiştir. Yazı, düşünceyi söyleyenden bağımsızlaştırıp denetlenebilir, eleştirilebilir ve nesiller boyu bozulmadan korunabilir nesnel bir belgeye dönüştürmüştür. Böylece hafızanın biyolojik sınırlarına hapsolmuş bilgi, kolektif bir insanlık mirası hâlini almıştır. Bu parçadan sözlü kültür ile yazılı kültür arasındaki farklılıklarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
Sözlü kültürde anlatıcının metni dinleyicinin durumuna göre şekillendirme serbestisi olduğuna
B
Yazılı kültürün ortaya çıkışıyla birlikte toplumların sözlü edebiyat türlerine ilgisinin tamamen bittiğine
C
Sözlü aktarımın zamanla bilginin özgün hâlinden sapmasına veya unutulmasına yol açabildiğine
D
Yazının bilgiyi üreticisinden bağımsızlaştırarak nesnel bir hüviyete kavuşturduğuna
E
Yazının bilginin biyolojik hafızaya olan bağımlılığını sonlandırıp kalıcılığını sağladığına
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada sözlü kültürde anlatıcının metni dinleyiciye göre uyarlayabildiği (A), sözlü aktarımda bilginin değişime ve unutulmaya açık olduğu (C), yazının düşünceyi üreticisinden ayırıp nesnelleştirdiği (D) ve bilginin biyolojik hafızaya bağımlılığını sonlandırdığı (E) vurgulanmıştır. Yazılı kültürle birlikte toplumların sözlü edebiyat türlerine olan ilgisinin bütünüyle bittiği şeklinde bir iddia parçadan çıkarılamaz. Sonuç: B şıkkı.
#8

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: C
Boyutları beş milimetreden küçük olan mikroplastikler; kozmetik ürünlerdeki mikro taneciklerden, sentetik kıyafetlerin yıkanması sırasında açığa çıkan liflerden ve doğaya atılan plastik atıkların güneş ışığı ile rüzgâr etkisiyle parçalanmasından oluşur. Gözle fark edilmesi son derece güç olan bu parçacıklar, arıtma tesislerinin filtrelerinden kolayca geçerek denizlere ve nehirlere karışır. Sudaki planktonlar ve küçük balıklar tarafından besin zannedilerek yutulan mikroplastikler, besin piramidi boyunca birikerek en üst basamaktaki insan sofralarına kadar ulaşır. Yapılan son biyolojik analizler, deniz mahsullerinin yanı sıra içme sularında ve hatta soluduğumuz havada dahi bu mikroskobik parçacıkların varlığını ortaya koymuştur. Bu parçada mikroplastikler ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Beş milimetrenin altında mikroskobik boyutlara sahip olduklarına
B
Sentetik giysiler, kozmetikler ve parçalanan plastik atıklar gibi farklı kaynaklardan türediklerine
C
Canlıların dokularında birikerek insan metabolizmasında doğrudan genetik mutasyonlara yol açtığına
D
Arıtma sistemlerini aşarak su kaynaklarına ve deniz ekosistemine sızabildiklerine
E
Sadece deniz ürünlerinde değil, içme sularında ve atmosferde de tespit edildiklerine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada mikroplastiklerin beş milimetreden küçük olduğuna (A), sentetik kıyafet ve kozmetik gibi kaynaklardan oluştuğuna (B), arıtma sistemlerini aşarak sulara karıştığına (D) ve deniz ürünlerinin yanında içme sularında ve havada da bulunduğuna (E) değinilmiştir. Canlı dokularında doğrudan 'genetik mutasyonlara yol açtığı' yönünde bir ifadeye ise değinilmemiştir. Sonuç: C şıkkı.
#9

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: D
Geleneksel Türk evi mimarisi, doğayla yarışmak yerine onunla bütünleşen ve toplumsal değerleri mekâna yansıtan organik bir yapıya sahiptir. Evlerin konumlandırılmasında birbirinin ışığını, manzarasını ve rüzgârını kesmeme ilkesine azami özen gösterilmiştir. Mahremiyet kavramı, yapının biçimlenmesinde en belirleyici unsurdur; bu sebeple zemin katlar dışarıya bütünüyle kapalı tutulmuş, taş duvarlarla örülmüştür. Yaşamın asıl aktığı üst katlar ise cumbalar ve ahşap kafesli pencerelerle sokağa doğru hafifçe taşırılmıştır. Bu tasarım, evin içerisindeki kadının ve aile fertlerinin dışarıdan görünmeden sokağı izleyebilmesine olanak tanımıştır. Ahşap ve kerpiç gibi yerel malzemelerin ustalıkla kullanılması ise yapıların çevreyle tam bir estetik uyum içinde olmasını sağlamıştır. Bu parçada geleneksel Türk evi mimarisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A
Yapıların konumlandırılmasında komşuluk hukukuna ve çevreye saygı duyulduğuna
B
Mahremiyet anlayışının yapı katlarının tasarımında doğrudan etkili olduğuna
C
Ahşap kafes ve cumbaların evin içinin görünmesini engelleyerek dışarısının izlenmesini sağladığına
D
Zemin katların zanaat atölyesi ve ticarethane olarak kullanılmak üzere geniş pencerelerle tasarlandığına
E
Yöresel ve doğal malzemelerden yararlanılarak yapaylıktan uzak durulduğuna
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada komşuların ışık ve rüzgârını kesmeme hassasiyetine (A), mahremiyetin kat tasarımlarını belirlediğine (B), kafesli pencere ve cumbaların içerisi görünmeden dışarıyı izleme imkânı sunduğuna (C) ve yöresel malzemelerle doğayla uyum sağlandığına (E) ulaşılabilir. Zemin katların ticarethane veya atölye amacıyla geniş pencereli yapıldığı iddiası metindeki 'zemin katlar dışarıya bütünüyle kapalı tutulmuş, taş duvarlarla örülmüştür' bilgisiyle çelişir. Sonuç: D şıkkı.
#10

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: E
16. yüzyılda Montaigne'in kaleme aldığı metinlerle edebiyat dünyasında bağımsız bir tür kimliği kazanan deneme; insanın kendi iç dünyasıyla, hayatla ve evrenle yaptığı hesapsız bir söyleşidir. Montaigne, şatosuna çekilip satırları yazarken mutlak hakikatleri öğreten bir bilge rolüne bürünmemiştir; bilakis kendi zaaflarını, korkularını ve şüphelerini açık yüreklilikle ortaya koymuştur. Onun 'Ben ne biliyorum?' sorusuyla özetlenen kuşkucu yaklaşımı, denemenin dogmatik ve otoriter bir dilden arınmasını sağlamıştır. Denemede kesin kurallar, dipnotlar ve zorlama sonuçlar yoktur. Yazar, aklına gelen düşüncenin peşine takılarak okuruyla dertleşir; bu sebeple deneme türü, düşünceye en geniş özgürlük alanını tanıyan edebi bir sığınaktır. Bu parçada deneme türü ve Montaigne ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Deneme türünün Montaigne sayesinde bağımsız bir edebi hüviyet kazandığına
B
Yazarın eserini oluştururken kendi kusurlarını ve tereddütlerini gizleme gereği duymadığına
C
Montaigne'in kuşkucu yaklaşımının türe dogmatizmden uzak bir nitelik kazandırdığına
D
Türün kesin ve dayatmacı sonuçlara ulaşma zorunluluğundan uzak durduğuna
E
Denemenin diğer edebi türlerin hepsinden daha çok okur kitlesine ulaştığına
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada denemenin Montaigne ile bağımsız tür kimliği kazandığına (A), yazarın zaaflarını ve korkularını gizlemediğine (B), kuşkucu tavrın dogmatizmden arındırdığına (C) ve kesin kurallardan ve zorlama sonuçlardan uzak durduğuna (D) yer verilmiştir. Ancak denemenin diğer türlerin hepsinden daha çok okura ulaştığına dair bir karşılaştırma metinde yer almamaktadır. Sonuç: E şıkkı.
#11

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: A
Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe kazıları, arkeoloji dünyasında yerleşik kabullerin kökten sarsılmasına neden oldu. Yakın zamana kadar geçerli olan klasik tarih tezine göre; insanlar önce tarımı keşfedip yerleşik hayata geçmiş, ardından nüfusun artması ve iş bölümünün gelişmesiyle tapınaklar ve anıtsal yapılar inşa etmeye başlamıştı. Oysa Göbeklitepe'deki devasa T biçimli dikilitaşlar ve üzerlerindeki kabartma hayvan figürleri, henüz tarıma geçmemiş avcı-toplayıcı topluluklar tarafından inşa edilmiştir. Bu keşif, dini ve ritüel inançların yerleşik hayata geçişin bir sonucu değil, tam aksine yerleşikliğe ve tarıma yönelişi tetikleyen temel motivasyon olduğunu ortaya koymuştur. Bu parçadan Göbeklitepe buluntuları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A
Bölgede keşfedilen dikilitaşların taşınmasında metal aletlerden yararlanıldığının kanıtlandığına
B
Arkeoloji dünyasında önceden kabul gören yerleşik tarih tezlerini değiştirdiğine
C
İnşa eden toplulukların henüz tarımsal faaliyete başlamamış avcı-toplayıcılar olduğuna
D
T biçimli dikilitaşların üzerinde dönemin fauna çeşitliliğini yansıtan hayvan figürleri bulunduğuna
E
Dini ve ritüel ihtiyaçların yerleşik hayata geçişte itici bir güç olabileceğini gösterdiğine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada Göbeklitepe'nin önceki tarih tezlerini sarstığı (B), yapıyı inşa edenlerin henüz tarıma geçmemiş avcı-toplayıcılar olduğu (C), dikilitaşlarda hayvan figürleri yer aldığı (D) ve inançların yerleşikliğe geçişte tetikleyici olduğu (E) belirtilmiştir. Dikilitaşların taşınmasında 'metal aletlerden yararlanıldığına' ilişkin hiçbir ifade bulunmamaktadır. Sonuç: A şıkkı.
#12

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: B
Modern çağın insanı, zamanı sürekli akıp giden ve bir an önce yakalanması gereken kısıtlı bir meta olarak algılamaktadır. Gelişen teknoloji ve dijital araçlar, işleri hızlandırarak insana serbest zaman kazandırma vaadiyle hayatımıza girdi. Oysa paradoksal biçimde teknolojinin hızlandırdığı dünyada insan, zamansızlıktan her zamankinden daha çok yakınır hâle geldi. Çünkü hız, derinlemesine düşünme ve yaşantıyı sindirme imkânını elimizden almaktadır. Her yere yetişme telaşı; okunan bir kitabın, dinlenen bir müziğin veya dostla içilen bir kahvenin estetik hazzını törpülemektedir. İnsan hızlandıkça derinliğini kaybetmekte, yüzeyde telaşla savrulan bir tüketim öznesine dönüşmektedir. Bu parçada modern insanın zaman algısı ve hız tutkusu ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Zamanın tükenen ve sürekli yönetilmesi gereken bir nesne gibi algılandığına
B
Yavaşlama çabalarının iş dünyasında üretkenliği ve kârlılığı kaçınılmaz olarak düşürdüğüne
C
Teknolojik gelişmelerin vadettiği boş vakit artışının pratikte bir çelişkiye dönüştüğüne
D
Hızlı yaşama alışkanlığının anı duyumsama ve estetik haz alma yetisini zayıflattığına
E
Hız tutkusunun bireyi yüzeyselleştirerek tüketim odaklı bir kimliğe ittiğine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada zamanın kısıtlı bir meta gibi algılandığına (A), teknolojinin serbest zaman vaadinin bir çelişkiye yol açtığına (C), hızın anı duyumsama ve estetik hazzı törpülediğine (D) ve bireyi yüzeyselleştirip tüketime yönelttiğine (E) değinilmiştir. Ancak yavaşlama çabalarının iş dünyasında üretkenliği ve kârlılığı düşürdüğü yönünde hiçbir ifade yer almamaktadır. Sonuç: B şıkkı.
#13

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: C
Ağıtlar, Türk halk edebiyatı ve müziğinin en dokunaklı, en samimi ürünleri arasında yer alır. Ölüm, kaza, doğal afet veya savaş gibi derin acılar bırakan toplumsal ve bireysel kayıpların ardından yakılan bu ezgiler, salt bir keder ifadesi değildir. Ağıt yakıcı (çoğunlukla kadınlar), gidenin ardından duyulan hüznü dile getirirken aynı zamanda onun yiğitliğini, cömertliğini ve toplum içindeki erdemlerini de ölümsüzleştirir. Bu yönüyle ağıtlar, kolektif yasın sağlıklı bir biçimde yaşanmasını sağlayan psikolojik bir sağaltım aracı işlevi görür. Dahası, yaşandığı dönemin sosyal adaletsizliklerini, yoksulluğunu veya askere gidip dönmeyenlerin çaresizliğini kayda geçirerek tarihe tanıklık eden sözlü belgeler niteliği taşır. Bu parçadan Türk halk kültüründeki ağıt geleneği ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
Yaşanan büyük acı ve kayıpların dışa vurulmasında ortak bir ifade biçimi olduğuna
B
Bireylerin ve toplumun kederini paylaşarak psikolojik rahatlama sağladığına
C
Ağıt metinlerinin yalnızca profesyonel ozanlar tarafından katı kurallarla yazıldığına
D
Kaybedilen kişinin ahlaki ve insani vasıflarını hatırlatan bir boyut barındırdığına
E
Dönemin sosyoekonomik sorunlarını ve dramlarını günümüze taşıyan tarihsel tanıklar olduğuna
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada ağıtların büyük kayıpların ortak ifadesi olduğuna (A), kolektif yası hafifleten psikolojik bir sağaltım aracı olduğuna (B), kaybedilen kişinin erdemlerini yaşattığına (D) ve dönemin sosyal adaletsizliklerine tanıklık eden sözlü belgeler olduğuna (E) yer verilmiştir. Ağıtların 'yalnızca profesyonel ozanlar tarafından katı kurallarla yazıldığı' iddiası ise parçadaki bilgilerle bağdaşmaz ('çoğunlukla kadınlar' tarafından yakıldığı belirtilmiştir). Sonuç: C şıkkı.
#14

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: D
İnsan beyni, uyanık olduğu saatler boyunca çevreden gelen sayısız uyarana ve devasa bir bilgi akışına maruz kalır. Ancak bu bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması ve kalıcı hâle gelmesi büyük ölçüde uyku sırasında gerçekleşir. Uyku, beynin pasif bir dinlenme hâline geçtiği durağan bir süreç değildir. Nörolojik araştırmalar; beynin özellikle derin uyku evresinde gün boyunca öğrenilen bilgileri yeniden oynatarak pekiştirdiğini, önemsiz ve gereksiz ayrıntıları ise budayarak sildiğini göstermektedir. Bu ayıklama ve pekiştirme süreci, hafızanın depolama kapasitesini optimize eder. Yeterli ve kaliteli uyku almayan bireylerin öğrenme güçlüğü çekmesi ve problem çözme becerilerinin zayıflaması bu mekanizmanın sekteye uğramasından kaynaklanır. Bu parçada uykunun bellek üzerindeki işleviyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Beynin uykuda hareketsiz kalmayıp yoğun bir düzenleme faaliyeti yürüttüğüne
B
Gün içinde edinilen bilgilerin pekiştirilmesinin özellikle derin uyku evresinde gerçekleştiğine
C
Belleğin verimliliği için gereksiz ayrıntıların elenip ayıklandığına
D
Rüya görme sıklığının yaratıcı zekâyı ve hayal gücünü doğrudan artırdığına
E
Uykusuzluğun zihinsel işlevleri ve sorun çözme yeteneğini olumsuz etkilediğine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada uykunun durağan bir dinlenme olmayıp aktif düzenleme içerdiğine (A), pekiştirmenin özellikle derin uykuda yapıldığına (B), gereksiz ayrıntıların elenerek kapasitenin optimize edildiğine (C) ve uykusuzluğun problem çözme ile öğrenmeyi olumsuz etkilediğine (E) değinilmiştir. Rüya görme sıklığının yaratıcılığı artırdığına dair hiçbir bilgi parçada yer almamaktadır. Sonuç: D şıkkı.
#15

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: E
Tarihin en köklü ticaret güzergâhı olan İpek Yolu, Doğu ile Batı uygarlıkları arasında yalnızca ipek, porselen ve baharat gibi maddi metaların taşındığı bir kanal olmamıştır. Kervanların uğradığı vahalarda, kervansaraylarda ve liman kentlerinde tüccarlar, seyyahlar ve din adamları bir araya gelmiş; bu temaslar felsefi düşüncelerin, bilimsel icatların ve dinî inançların kıtalar arası yayılışını sağlamıştır. Matbaa, kâğıt, barut ve pusula gibi Çin menşeli çığır açıcı buluşlar bu güzergâh üzerinden Batı'ya taşınarak Avrupa'daki Rönesans'a zemin hazırlamıştır. Benzer biçimde Budizm, İslamiyet ve Hristiyanlık gibi büyük dinler de bu yol sayesinde farklı coğrafyalara ulaşmıştır. Bu bakımdan İpek Yolu, insanlığın ortak medeniyet havuzunu besleyen en büyük kültürel etkileşim ağıdır. Bu parçadan İpek Yolu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A
Salt ekonomik bir meta taşımacılığı güzergâhı olmanın ötesine geçtiğine
B
Doğu'daki bazı teknik buluşların Batı dünyasına aktarılmasına aracılık ettiğine
C
Farklı inanç sistemlerinin geniş coğrafyalara yayılmasında pay sahibi olduğuna
D
Kültürler arası felsefi ve bilimsel bilgi alışverişine zemin hazırladığına
E
Kıtalar arasındaki deniz ticaretinin önemini yitirmesine ve limanların terk edilmesine yol açtığına
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada İpek Yolu'nun salt maddi taşımacılıkla sınırlı kalmadığı (A), bazı Çin buluşlarının Batı'ya taşınmasına aracılık ettiği (B), büyük dinlerin yayılmasını sağladığı (C) ve felsefi/bilimsel alışverişe zemin hazırladığı (D) belirtilmiştir. Ancak kıtalar arası deniz ticaretinin önemini yitirdiği veya limanların terk edildiği yönünde bir yargı çıkarılamaz; aksine liman kentlerinde farklı aktörlerin buluştuğu ifade edilmiştir. Sonuç: E şıkkı.
#16

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: A
Belgesel sinema, genel kamuoyu tarafından çoğu zaman çıplak gerçeğin tarafsız ve müdahalesiz bir kaydı olarak görülür. Seyirci, perdede izlediği görüntülerin hiçbir manipülasyona uğramadan hayatın içinden aynen aktarıldığına inanma eğilimindedir. Oysa belgesel yönetmeni de tıpkı kurmaca film yönetmeni gibi bir anlatı kurucusudur. Kamerayı nereye koyacağını seçmek, hangi ayrıntıyı çerçeveye alıp hangisini dışarıda bırakacağına karar vermek ve yüzlerce saatlik görüntüyü montaj masasında belirli bir kurgu doğrultusunda birleştirmek bütünüyle öznel bir tercihtir. Dolayısıyla belgesel, hayatın doğrudan bir kopyası değil; yönetmenin kendi bakış açısıyla biçimlendirdiği, gerçeğin estetik ve ideolojik bir yorumudur. Bu parçada belgesel sinema ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A
Kurmaca filmlere kıyasla seyirci üzerinde duygusal bir etki bırakmakta yetersiz kaldığına
B
İzleyicilerde çoğunlukla mutlak bir gerçeklik ve nesnellik algısı uyandırdığına
C
Yönetmenin kamera açısı ve çerçeve seçimlerinin anlatıyı öznelleştirdiğine
D
Kurgu ve montaj aşamalarının belirli bir amaç doğrultusunda yapılandırıldığına
E
Doğrudan bir gerçeklik sunumu olmaktan ziyade gerçeğe dair kişisel bir yorum içerdiğine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada belgeselin nesnel bir kayıt olarak algılandığı (B), kamera ve çerçeve seçimlerinin anlatıyı öznelleştirdiği (C), kurgu ve montajın belirli bir doğrultuda yapıldığı (D) ve eserin gerçeğin öznel bir yorumu olduğu (E) açıklanmıştır. Kurmaca filmlere göre seyircide duygusal etki bırakmakta yetersiz kaldığı iddiasına ise metinden ulaşılamaz. Sonuç: A şıkkı.
#17

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: B
İslam medeniyetinin yetiştirdiği en büyük bilginlerden biri olan İbn-i Sina, tıp alanındaki devrim niteliğindeki görüşleriyle hem Doğu'da hem de Batı'da derin izler bırakmıştır. Onun başyapıtı sayılan El-Kanun fi't-Tıbb (Tıbbın Kanunu), Antik Yunan hekimlerinin birikimlerini İslam dünyasındaki klinik gözlemler ve kendi deneysel bulgularıyla harmanlayan anıtsal bir ansiklopedidir. Eser; anatomi, farmakoloji, bulaşıcı hastalıklar ve cerrahi yöntemler gibi tıbbın hemen her dalında son derece sistematik sınıflandırmalar sunar. Hastalıkların mikroorganizmalarla bulaşabileceğini yüzyıllar öncesinden sezmesi ve karantina uygulamasını önermesi onun vizyonunu gösterir. Latinceye tercüme edilen bu muazzam eser, 17. yüzyıla kadar Avrupa'daki saygın tıp fakültelerinde temel başvuru kaynağı olarak okutulmuştur. Bu parçada İbn-i Sina ve eseri El-Kanun fi't-Tıbb ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Eserinde geçmiş birikimlerle kendi deneysel tecrübelerini bir araya getirdiğine
B
Tıp dışındaki alanlarda yazdığı felsefi eserlerin Avrupa'da tıp kitabından daha çok tartışıldığına
C
Tıbbın pek çok farklı disiplinini düzenli ve yöntemli bir biçimde ele aldığına
D
Bulaşıcı hastalıkların yayılımı ve tecridi konusunda ileri görüşlü yaklaşımlar sergilediğine
E
Kaleme aldığı tıp ansiklopedisinin Avrupa üniversitelerinde uzun süre ders kitabı olarak okutulduğuna
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada eserin eski birikimlerle deneysel gözlemleri harmanladığına (A), tıbbın birçok alanını sistematik ele aldığına (C), bulaşıcı hastalıklar ve karantina konusundaki vizyonerliğine (D) ve Avrupa tıp fakültelerinde uzun yıllar temel kaynak olarak okutulduğuna (E) değinilmiştir. İbn-i Sina'nın tıp dışındaki felsefi eserlerinin Avrupa'da tıp kitabından daha çok tartışıldığına dair hiçbir ifadeye değinilmemiştir. Sonuç: B şıkkı.
#18

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: C
Ormandaki ağaçları bağımsız ve birbiriyle sürekli yarış hâlinde olan izole varlıklar olarak görmek, modern botanik araştırmalarıyla geçerliliğini yitirmiştir. Ağaçlar, toprak altında mikoriza adı verilen devasa mantar kök ağları vasıtasıyla birbirine bağlıdır. Bu karmaşık yeraltı şebekesi sayesinde yaşlı ve güçlü ağaçlar, fotosentez yapmakta zorlanan genç fidanlara karbon ve besin maddeleri aktarır. Dahası bir ağaç zararlı böceklerin istilasına uğradığında, bu mantar ağı üzerinden komşu ağaçlara kimyasal sinyaller göndererek onların savunma mekanizmalarını vaktinde devreye sokmasını sağlar. Bu dayanışma ağı, ormanın tek tek bireylerden oluşan bir topluluk değil, âdeta tek vücut gibi hareket eden kolektif bir süper organizma olduğunu göstermektedir. Bu parçadan orman ekosistemindeki mantar ağları (mikoriza) ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A
Ağaçlar arasındaki toprak altı iletişim ve besin paylaşımını sağlayan bir kanal vazifesi gördüğüne
B
Güçlü ağaçların gelişmekte olan genç fidanları desteklemesine imkân tanıdığına
C
Yeryüzündeki mantar çeşitliliğinin azalmasının küresel ağaç türlerinin tamamen yok olmasına yol açtığına
D
Ağaçların maruz kaldığı biyolojik tehditlere karşı erken uyarı sistemi olarak çalıştığına
E
Ormanın bütünüyle dayanışma içinde hareket eden tek bir canlı gibi işlemesine katkı sağladığına
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada ağaçların toprak altı mantar ağlarıyla haberleşip besin paylaştığı (A), büyük ağaçların genç fidanları desteklediği (B), böcek istilalarında erken uyarı sistemi oluşturduğu (D) ve ormanın kolektif bir süper organizma gibi işlemesine katkı sunduğu (E) belirtilmiştir. Ancak mantar çeşitliliğindeki azalmanın küresel ağaç türlerini tamamen yok ettiğine dair aşırı ve metinde yer almayan bir yargı çıkarılamaz. Sonuç: C şıkkı.
#19

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: D
Sosyal medya platformları ve akıllı telefonlar, insanlara dünyadaki herkesle anında ve kesintisiz bağlantı kurma imkânı sağlamıştır. Ancak ironik bir biçimde bağlantı olanaklarının bu denli tavan yaptığı bir çağda, bireyler kendilerini tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar yapayalnız hissetmektedir. Yüz yüze temasın yerini emojilerin ve kısa iletilerin alması, duygusal derinliği olan sahici paylaşımları seyreltmiştir. İnsanlar, ekranlarda mükemmel ve kusursuz filtrelenmiş hayatları izlerken kendi sıradan hayatlarını yetersiz bulmakta ve yoğun bir onaylanma kaygısına kapılmaktadır. Beğenilme arzusuyla şekillenen bu sanal vitrinler, insanın kendisiyle baş başa kalıp iç dünyasını keşfetme becerisini yok etmekte; bireyi sürekli bir dış uyarana bağımlı kılmaktadır. Bu parçada dijital iletişim araçlarının birey üzerindeki etkileri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Sürekli çevrim içi olmanın getirdiği bağlantı fazlalığına rağmen yalnızlık hissini artırdığına
B
Sanal iletişimin yüz yüze paylaşımların barındırdığı duygusal derinliği zayıflattığına
C
Sosyal medyada sunulan kusursuz hayatların bireyde yetersizlik ve onaylanma ihtiyacı doğurduğuna
D
Dijital cihazların aşırı kullanımının fiziksel omurga ve görme bozukluklarına sebep olduğuna
E
Bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalıp kendini anlama yetisini olumsuz etkilediğine
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada bağlantı imkânlarına rağmen yalnızlık hissinin arttığına (A), sanal temasın duygusal derinliği zedelediğine (B), kusursuz hayatların yetersizlik ve onaylanma kaygısı yarattığına (C) ve bireyin iç dünyasıyla baş başa kalma yetisini körelttiğine (E) değinilmiştir. Cihazların omurga ve görme bozukluğu gibi fiziksel rahatsızlıklara yol açtığına ise metinde değinilmemiştir. Sonuç: D şıkkı.
#20

Türkçe • Yardımcı Düşünceler

Doğru Cevap: E
Çeviri, farklı dil aileleri ve kültür havzaları arasında köprüler inşa eden en zorlu zihinsel faaliyetlerden biridir. Bir edebi metni başka bir dile aktarırken karşılaşılan en büyük engel, yalnızca sözcüklerin sözlük anlamlarını bulmak değildir. Her sözcük, doğduğu coğrafyanın tarihini, inançlarını, mizahını ve deyimsel zenginliğini sırtında taşır. Dolayısıyla kaynak dilde derin bir hüzün veya ince bir alay barındıran yerel bir deyiş, hedef dilde tam bir kelime karşılığı bulunsa dahi aynı duygusal titreşimi uyandırmayabilir. Çevirmen, bu kültürel dokuyu hedef dildeki okura hissettirebilmek adına kimi zaman sözcüğü sözcüğüne çeviriden vazgeçip hedef dilin estetik imkânlarıyla metni adeta yeniden yaratmak zorunda kalır. Bu parçadan çeviri eylemi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
Salt mekanik bir sözcük eşleştirmesi olarak icra edilemeyeceğine
B
Sözcüklerin ardında derin kültürel, tarihsel ve yaşantısal izler barındırdığına
C
Kelimesi kelimesine yapılan aktarımların bazen duygusal etkiyi aynı güçle yansıtamayacağına
D
Çevirmenin kaynak metindeki manayı hedef dilde yeniden kurgulama rolü üstlendiğine
E
Bilimsel metinlerin çevirisinin edebi metin çevirisine kıyasla her zaman daha az zaman aldığına
Adım Adım Çözüm Analizi:
Parçada çevirinin yalnızca mekanik bir sözcük eşleştirmesi olmadığı (A), sözcüklerin kültürel ve tarihsel yük taşıdığı (B), birebir çevirinin bazen aynı duygusal etkiyi uyandırmadığı (C) ve çevirmenin hedef dilde metni yeniden yaratma çabasına girdiği (D) söylenebilir. Bilimsel metin çevirilerinin edebi çevirilere göre daha az zaman aldığına dair bir karşılaştırma ise parçada yer almamaktadır. Sonuç: E şıkkı.

İlgili KPSS Türkçe Testleri

Tümünü Gör