DUYURU⚡ 2026 KPSS & YKS Yeni Nesil Çıkmış Sorular ve Deneme Sınavları Eklendi!İncele
yds DENEMESİ• 2026 Müfredatı

YDS YDS İngilizce English-Turkish Translation Testi #1

Ders: Çeviri ve DiyalogSoru Sayısı: 20Tam Sınav Formatında
30:00
1
English-Turkish Translation
Soru 1 / 20
Although renewable energy sources have become increasingly cost-effective, global reliance on fossil fuels remains exceptionally high due to existing infrastructural dependencies.
📢 Reklam AlanıAD_TEST_BOTTOM

Sınav Soru Altı Reklam Alanı

Soru kartının altında, cevap şıklarından izole güvenli yatay alan.

Format: 728x90 Horizontal
📢 Reklam AlanıAD_TEST_SOLVER_SIDEBAR

Sınav Sağ Panel Reklam Alanı

Soru çözme esnasında sağ kolonda soru navigasyonunun hemen üstünde yer alır.

Format: 300x250 Rectangle

Soru Navigasyonu

0/20 Cevaplandı
İşaretlendi Aktif Boş
YDS Müfredat ve Çözüm Rehberi

YDS İngilizce English-Turkish Translation Testi #1 – Soru Bankası & Detaylı Çözümleri

Bu test, 2026 YDS Çeviri ve Diyalog müfredatı kapsamında English-Turkish Translation konusundaki bilgilerinizi ölçmek amacıyla hazırlanmıştır. Toplam 20 özgün soru ve adım adım açıklamalı çözümünü görmek için tıklayın.

Soruları & Çözümleri Aç (20)
#1

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: A
Although renewable energy sources have become increasingly cost-effective, global reliance on fossil fuels remains exceptionally high due to existing infrastructural dependencies.
A
Yenilenebilir enerji kaynakları giderek daha uygun maliyetli hale gelmiş olmasına rağmen, mevcut altyapı bağımlılıkları nedeniyle fosil yakıtlara olan küresel bağımlılık son derece yüksek kalmaktadır.
B
Fosil yakıtlara olan küresel bağımlılık mevcut altyapı yüzünden son derece yüksek olsa da yenilenebilir enerji kaynakları gün geçtikçe maliyet açısından daha elverişli olmaktadır.
C
Yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyet etkinliği giderek artsa bile, fosil yakıtlara dayanan küresel altyapının değiştirilmesi son derece zordur.
D
Mevcut altyapı bağımlılıkları fosil yakıt kullanımını artırdığı için yenilenebilir enerji kaynakları henüz yeterince maliyet etkin hale gelememiştir.
E
Yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyeti düştükçe, fosil yakıtlara olan küresel bağımlılığın mevcut altyapıya rağmen azalması beklenmektedir.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Although renewable energy sources have become increasingly cost-effective' -> 'Yenilenebilir enerji kaynakları giderek daha uygun maliyetli hale gelmiş olmasına rağmen' (zıtlık yan cümleciği). 2. 'global reliance on fossil fuels' -> 'fosil yakıtlara olan küresel bağımlılık' (ana cümlenin öznesi). 3. 'due to existing infrastructural dependencies' -> 'mevcut altyapı bağımlılıkları nedeniyle/yüzünden' (neden zarf tümleci). 4. 'remains exceptionally high' -> 'son derece yüksek kalmaktadır / devam etmektedir' (ana cümlenin yüklemi). Bu öge dizilişi ve anlam bütünlüğü A seçeneğinde eksiksiz karşılanmaktadır. Sonuç: A şıkkı.
#2

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: C
Recent neurobiological studies indicate that regular physical exercise stimulates the production of neurotrophic factors that support brain plasticity.
A
Düzenli fiziksel egzersizin beyin plastisitesini desteklediği, son zamanlarda yapılan nörobiyolojik deneylerin ardından kanıtlanmıştır.
B
Beyin plastisitesini güçlendiren nörotrofik faktörlerin üretimi, son nörobiyolojik araştırmalara göre sadece düzenli egzersizle uyarılabilir.
C
Son nörobiyolojik çalışmalar, düzenli fiziksel egzersizin beyin plastisitesini destekleyen nörotrofik faktörlerin üretimini uyardığını göstermektedir.
D
Son nörobiyolojik çalışmalarda, beyin plastisitesini artıran faktörlerin ancak düzenli egzersiz sayesinde üretilebileceği vurgulanmaktadır.
E
Düzenli fiziksel egzersiz beyin plastisitesini destekleyen faktörleri uyarır; bu durum son nörobiyolojik çalışmalarda açıkça ifade edilmiştir.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Recent neurobiological studies' -> 'Son nörobiyolojik çalışmalar' (özne). 2. 'indicate that ...' -> '... göstermektedir / işaret etmektedir' (yüklem). 3. 'regular physical exercise' -> 'düzenli fiziksel egzersizin' (nesne cümleciğinin öznesi). 4. 'neurotrophic factors that support brain plasticity' -> 'beyin plastisitesini (esnekliğini) destekleyen nörotrofik faktörlerin' (sıfat tamlamalı nesne). 5. 'stimulates the production of ...' -> '... üretimini uyardığını / teşvik ettiğini'. Bu yapı C seçeneğinde tam olarak verilmiştir. Sonuç: C şıkkı.
#3

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: B
Deep-sea trenches harbor unique microbial organisms capable of surviving under crushing pressures that would instantly destroy terrestrial life forms.
A
Derin deniz çukurlarındaki ezici basınç karasal canlıları anında yok edebilecek güçte olsa da bazı mikroorganizmalar buralarda yaşayabilmektedir.
B
Derin deniz çukurları, karasal yaşam formlarını anında yok edecek ezici basınçlar altında hayatta kalabilen benzersiz mikrobiyal organizmaları barındırır.
C
Karasal yaşam formlarını anında yok eden ezici basınca rağmen derin deniz çukurlarında eşsiz mikroorganizmaların yaşadığı keşfedilmiştir.
D
Derin deniz çukurlarında bulunan eşsiz mikrobiyal türler, karasal canlıları yok edebilecek kadar büyük basınçlara kolayca uyum sağlar.
E
Ezici basınçların karasal canlıları derhal yok ettiği derin deniz çukurlarında, yalnızca birkaç mikrobiyal organizma hayatta kalmayı başarır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Deep-sea trenches' -> 'Derin deniz çukurları' (özne). 2. 'harbor ...' -> '... barındırır' (yüklem). 3. 'unique microbial organisms' -> 'benzersiz mikrobiyal organizmaları' (nesne). 4. 'capable of surviving under crushing pressures that would instantly destroy terrestrial life forms' -> 'karasal yaşam formlarını anında yok edecek ezici basınçlar altında hayatta kalabilen' (organizmayı niteleyen sıfat öbeği). Bütün bu unsurları doğru dizilimle veren seçenek B'dir. Sonuç: B şıkkı.
#4

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: D
Unless international accords establish enforceable restrictions on industrial emissions, rising global temperatures will inevitably destabilize agricultural production.
A
Uluslararası anlaşmalar sanayi emisyonlarını sınırlandırsa bile, artan küresel sıcaklıklar tarımsal üretimi kaçınılmaz şekilde etkileyecektir.
B
Yükselen küresel sıcaklıkların tarımsal üretimi tehdit etmemesi için uluslararası anlaşmaların emisyon kısıtlamalarını derhal yürürlüğe koyması gerekir.
C
Sanayi emisyonlarına yönelik bağlayıcı kurallar getirilmezse, tarımsal üretimin yükselen sıcaklıklardan zarar görmesi önlenemez.
D
Uluslararası anlaşmalar sanayi emisyonlarına uygulanabilir kısıtlamalar getirmedikçe, yükselen küresel sıcaklıklar tarımsal üretimi kaçınılmaz olarak istikrarsızlaştı\fracaktır.
E
Tarımsal üretimin kaçınılmaz olarak bozulması, uluslararası düzeyde sanayi emisyonlarına getirilen yaptırımların yetersiz kalmasından kaynaklanmaktadır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Unless international accords establish enforceable restrictions on industrial emissions' -> 'Uluslararası anlaşmalar sanayi emisyonlarına uygulanabilir kısıtlamalar getirmedikçe' (koşul yan cümleciği). 2. 'rising global temperatures' -> 'yükselen küresel sıcaklıklar' (özne). 3. 'will inevitably destabilize agricultural production' -> 'tarımsal üretimi kaçınılmaz olarak istikrarsızlaştı\fracaktır / baltalayacaktır' (yüklem ve nesne). Bu ögeleri eksiksiz içeren seçenek D'dir. Sonuç: D şıkkı.
#5

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: E
The excavation of ancient burial sites provides invaluable insights into the nutritional habits and migratory patterns of prehistoric populations.
A
Tarih öncesi toplulukların göç yollarını ve beslenme düzenlerini anlamanın en iyi yolu, antik mezar alanlarını kazmaktır.
B
Antik mezar alanlarında yapılan kazılar sayesinde tarih öncesi halkların yalnızca beslenme alışkanlıkları değil, göç modelleri de öğrenilmektedir.
C
Tarih öncesi dönemde yaşayan insanların beslenme ve göç modelleri, ancak antik mezar kazılarından elde edilen bilgilerle açıklanabilir.
D
Antik mezar yerlerinin gün yüzüne çıkarılması, tarih öncesi kavimlerin beslenme alışkanlıklarını ve göç biçimlerini tamamen aydınlatmıştır.
E
Antik mezar alanlarının kazılması, tarih öncesi toplulukların beslenme alışkanlıklarına ve göç modellerine dair paha biçilmez bilgiler sağlar.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'The excavation of ancient burial sites' -> 'Antik mezar alanlarının kazılması / kazısı' (özne). 2. 'provides invaluable insights into ...' -> '... dair paha biçilmez bilgiler/içgörüler sağlar' (yüklem). 3. 'the nutritional habits and migratory patterns of prehistoric populations' -> 'tarih öncesi toplulukların beslenme alışkanlıklarına ve göç modellerine' (dolaylı tümleç). Bu çeviriyi en net ve doğru şekilde sunan seçenek E'dir. Sonuç: E şıkkı.
#6

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: A
Because sleep deprivation directly impairs the prefrontal cortex, individuals who do not get adequate rest frequently struggle with complex decision-making tasks.
A
Uykusuzluk prefrontal korteksi doğrudan zayıflattığı için yeterince dinlenmeyen bireyler, karmaşık karar verme görevlerinde sıklıkla zorlanırlar.
B
Yeterince uyumayan bireylerin karmaşık kararlar alırken zorlanmasının temel nedeni, prefrontal korteksin hasar görmesidir.
C
Prefrontal korteks uykusuzluktan doğrudan etkilendiğinde, insanların karmaşık kararlar vermesi neredeyse imkânsız hale gelir.
D
Uykusuzluk çeken insanların karmaşık durumlarda doğru karar verememesi, prefrontal korteksteki işlev kayıplarıyla doğrudan bağlantılıdır.
E
Yeterli dinlenemeyen kişiler karmaşık görevlerde zorlandıkça prefrontal korteksin işleyişi daha fazla zarar görmektedir.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Because sleep deprivation directly impairs the prefrontal cortex' -> 'Uykusuzluk prefrontal korteksi doğrudan zayıflattığı/bozduğu için' (neden yan cümleciği). 2. 'individuals who do not get adequate rest' -> 'yeterli dinlenemeyen / yeterince dinlenmeyen bireyler' (özne). 3. 'frequently struggle with complex decision-making tasks' -> 'karmaşık karar verme görevlerinde sıklıkla zorlanırlar' (yüklem ve tümleç). Bu çeviri A seçeneğinde tam olarak yer almaktadır. Sonuç: A şıkkı.
#7

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: C
Artificial intelligence algorithms are capable of analyzing vast medical datasets much faster than human diagnosticians, but they still lack empathetic clinical judgment.
A
Yapay zekâ algoritmaları insan uzmanlardan daha hızlı veri analizi yapsa da klinik muhakemelerinde empati duygusuna asla yer veremezler.
B
Geniş tıbbi veri setlerini insanlardan hızlı inceleyebilen yapay zekâ sistemleri, ne yazık ki empatik klinik değerlendirmeden yoksundur.
C
Yapay zekâ algoritmaları büyük tıbbi veri setlerini insan teşhis uzmanlarından çok daha hızlı analiz edebilmektedir, ancak hâlâ empatik klinik muhakemeden yoksundurlar.
D
İnsan hekimler kadar empatik klinik karar veremeyen yapay zekâ, buna karşılık devasa tıbbi verileri çok daha süratli inceleme kapasitesine sahiptir.
E
Yapay zekâ algoritmalarının tıbbi verileri insanlardan hızlı inceleyebilmesi, onların empatik bir klinik bakış açısına sahip olduğu anlamına gelmez.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Artificial intelligence algorithms' -> 'Yapay zekâ algoritmaları' (1. cümlenin öznesi). 2. 'are capable of analyzing vast medical datasets much faster than human diagnosticians' -> 'büyük tıbbi veri setlerini insan teşhis uzmanlarından çok daha hızlı analiz edebilmektedir' (1. cümlenin yüklemi). 3. 'but' -> 'fakat / ancak / ama' (bağlaç). 4. 'they still lack empathetic clinical judgment' -> 'yine de / hâlâ empatik klinik muhakemeden yoksundurlar' (2. cümlenin yüklemi). Doğru seçenek C'dir. Sonuç: C şıkkı.
#8

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: B
The Silk Road was not merely a conduit for trade goods; it was also an intellectual bridge that facilitated cultural and scientific exchanges across Eurasia.
A
İpek Yolu ticari ürünlerin taşınmasının yanı sıra, Avrasya boyunca bilimsel ve kültürel etkileşimi artıran bir düşünce köprüsü görevi görmüştür.
B
İpek Yolu yalnızca ticari mallar için bir kanal değildi; aynı zamanda Avrasya genelinde kültürel ve bilimsel alışverişleri kolaylaştıran entelektüel bir köprüydü.
C
Avrasya'da kültürel ve bilimsel aktarımı sağlayan İpek Yolu, sadece ticari metaların değil, fikirlerin de serbestçe dolaştığı bir alandı.
D
Hem ticari bir güzergâh hem de entelektüel bir köprü olan İpek Yolu, Avrasya coğrafyasında bilimsel değişimi mümkün kılmıştır.
E
İpek Yolu'nun asıl önemi ticari taşımacılıktan ziyade, Avrasya halkları arasındaki kültürel ve zihinsel bağları güçlendirmesinden geliyordu.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'The Silk Road was not merely a conduit for trade goods' -> 'İpek Yolu yalnızca ticari mallar için bir kanal/geçit değildi' (ilk cümleciğin yüklemi). 2. 'it was also an intellectual bridge that facilitated cultural and scientific exchanges across Eurasia' -> 'aynı zamanda Avrasya genelinde kültürel ve bilimsel alışverişleri kolaylaştıran entelektüel bir köprüydü' (ikinci cümlecik). 'Not merely ... also ...' yapısını en net veren seçenek B'dir. Sonuç: B şıkkı.
#9

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: D
Linguists observe that when a language loses its native speakers, a distinct worldview and centuries of accumulated ecological wisdom vanish with it.
A
Dilbilimcilere göre bir dilin yok olması, yüzyıllık ekolojik bilginin ve benzersiz bir hayat felsefesinin de kaybolması demektir.
B
Bir dil ana konuşucularını kaybettiğinde, barındırdığı ekolojik bilgelik ve özgün dünya görüşü dilbilimcilerin gözlemlerine göre silinir.
C
Bir dili konuşan kimse kalmadığında, o dille aktarılan asırlık deneyimlerin yok olduğu dilbilimcilerce sıkça dile getirilir.
D
Dilbilimciler, bir dil anadili olarak konuşanları kaybettiğinde, farklı bir dünya görüşünün ve yüzyılların birikimi olan ekolojik bilgeliğin de onunla birlikte yok olduğunu gözlemlemektedir.
E
Dilbilimcilerin tespitine göre, anadilini kaybeden topluluklar aynı zamanda asırlık ekolojik tecrübelerini ve özgün bakış açılarını da yitirirler.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Linguists observe that ...' -> 'Dilbilimciler ... gözlemlemektedir' (ana cümle). 2. 'when a language loses its native speakers' -> 'bir dil anadili olarak konuşanları kaybettiğinde' (zaman cümleciği). 3. 'a distinct worldview and centuries of accumulated ecological wisdom' -> 'farklı bir dünya görüşü ve yüzyılların birikimi olan ekolojik bilgelik' (nesne cümleciğinin öznesi). 4. 'vanish with it' -> 'onunla birlikte yok olduğunu / kaybolduğunu' (yüklem). Bu çeviri D seçeneğinde eksiksiz mevcuttur. Sonuç: D şıkkı.
#10

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: E
Despite occupying less than one percent of the ocean floor, coral reefs sustain more than a quarter of all known marine species.
A
Mercan resifleri deniz tabanında çok küçük bir yer kaplasa da deniz canlılarının büyük çoğunluğunun yaşam alanını oluşturur.
B
Okyanus zemininde yüzde birden az yer tutan mercan resifleri, bilinen tüm deniz canlıları için hayati bir yaşam kaynağıdır.
C
Bilinen tüm deniz türlerinin dörtte birinden fazlası, okyanus tabanının sadece yüzde birini kaplayan mercan resiflerinde bulunur.
D
Mercan resifleri okyanus yüzölçümünün çok az bir kısmına yayılmış olmasına karşın, deniz türlerinin neredeyse yarısını besler.
E
Okyanus tabanının yüzde birinden daha azını kaplamasına rağmen mercan resifleri, bilinen tüm deniz türlerinin dörtte birinden fazlasını yaşatır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Despite occupying less than one percent of the ocean floor' -> 'Okyanus tabanının yüzde birinden daha azını kaplamasına rağmen' (zıtlık zarfı). 2. 'coral reefs' -> 'mercan resifleri' (özne). 3. 'sustain ...' -> '... yaşatır / destekler / barındırır' (yüklem). 4. 'more than a quarter of all known marine species' -> 'bilinen tüm deniz türlerinin dörtte birinden fazlasını' (nesne). Bu ögeleri eksiksiz ve tam karşılayan seçenek E'dir. Sonuç: E şıkkı.
#11

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: A
Urban planners argue that constructing separated bicycle lanes not only reduces traffic congestion but also significantly lowers carbon emissions in metropolitan centers.
A
Şehir plancıları, ayrılmış bisiklet yolları inşa etmenin yalnızca trafik sıkışıklığını azaltmakla kalmayıp aynı zamanda metropol merkezlerindeki karbon emisyonlarını da önemli ölçüde düşürdüğünü savunmaktadır.
B
Şehir plancılarına göre metropol merkezlerindeki karbon salınımını ve trafik yoğunluğunu düşürmenin en etkili yolu bisiklet yolları yapmaktır.
C
Ayrılmış bisiklet yollarının inşa edilmesi hem trafik sorununu çözecek hem de büyük şehirlerdeki karbon emisyonlarını düşürecektir.
D
Şehir plancıları, trafik sıkışıklığının ve karbon salınımının ancak şehir merkezlerine ayrılmış bisiklet şeritleri eklenerek önlenebileceğini belirtmektedir.
E
Metropollerde bisiklet şeritlerinin yaygınlaştırılması, şehir plancılarının savunduğu üzere, trafik sıkışıklığını ve karbon emisyonunu önemli ölçüde azaltmıştır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Urban planners argue that ...' -> 'Şehir plancıları ... ileri sürmektedir / savunmaktadır' (ana cümle). 2. 'constructing separated bicycle lanes' -> 'ayrılmış bisiklet yolları inşa etmenin' (özne). 3. 'not only reduces traffic congestion' -> 'yalnızca trafik sıkışıklığını azaltmakla kalmayıp' (not only kısmı). 4. 'but also significantly lowers carbon emissions in metropolitan centers' -> 'aynı zamanda metropol merkezlerindeki karbon emisyonlarını da önemli ölçüde düşürdüğünü' (but also kısmı). Doğru seçenek A'dır. Sonuç: A şıkkı.
#12

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: C
The James Webb Space Telescope was designed to detect infrared radiation emitted by the earliest galaxies that formed shortly after the Big Bang.
A
Büyük Patlama'dan hemen sonra ortaya çıkan ilk galaksileri gözlemlemek amacıyla James Webb Uzay Teleskobu kızılötesi sistemlerle donatılmıştır.
B
James Webb Uzay Teleskobu sayesinde, Büyük Patlama'nın hemen ardından oluşan ilk galaksilerin yaydığı kızılötesi ışınlar nihayet tespit edilebilmiştir.
C
James Webb Uzay Teleskobu, Büyük Patlama'dan kısa bir süre sonra oluşan en erken galaksilerin yaydığı kızılötesi radyasyonu tespit etmek üzere tasarlanmıştır.
D
Büyük Patlama sonrasında galaksilerin yaydığı ilk kızılötesi sinyallerin saptanması, James Webb Uzay Teleskobu'nun temel tasarım amacıydı.
E
En eski galaksilerin kızılötesi ışımasını tespit etmek için tasarlanan James Webb Uzay Teleskobu, Büyük Patlama dönemini aydınlatmaktadır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'The James Webb Space Telescope' -> 'James Webb Uzay Teleskobu' (özne). 2. 'was designed to detect ...' -> '... tespit etmek / algılamak üzere tasarlanmıştır' (pasif yüklem). 3. 'infrared radiation emitted by the earliest galaxies that formed shortly after the Big Bang' -> 'Büyük Patlama'dan kısa bir süre sonra oluşan en erken galaksilerin yaydığı kızılötesi radyasyonu' (nesne grubu). Bu ögeler C seçeneğinde tam olarak yer almaktadır. Sonuç: C şıkkı.
#13

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: B
Before effective refrigeration techniques were developed in the late nineteenth century, food preservation relied primarily on salting, smoking, and drying.
A
Gıdaları saklamak için kullanılan tuzlama, tütsüleme ve kurutma yöntemleri, on dokuzuncu yüzyılın sonunda soğutma teknikleri geliştirilince terk edildi.
B
On dokuzuncu yüzyılın sonlarında etkili soğutma teknikleri geliştirilmeden önce, gıda muhafazası öncelikli olarak tuzlama, tütsüleme ve kurutmaya dayanıyordu.
C
On dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar gıdaların korunmasında tuzlama ve kurutmanın yanı sıra tütsüleme yöntemi de sıklıkla kullanılıyordu.
D
Etkili soğutma yöntemlerinin bulunmadığı on dokuzuncu yüzyıl öncesinde insanlar, yiyeceklerini saklamak için sadece tuzlama ve kurutmaya güveniyordu.
E
Tuzlama, tütsüleme ve kurutma gibi geleneksel yöntemler, on dokuzuncu yüzyılda modern soğutma tekniklerinin ortaya çıkmasıyla önemini yitirdi.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Before effective refrigeration techniques were developed in the late nineteenth century' -> 'On dokuzuncu yüzyılın sonlarında etkili soğutma teknikleri geliştirilmeden önce' (zaman yan cümleciği). 2. 'food preservation' -> 'gıda muhafazası / gıdaların saklanması' (özne). 3. 'relied primarily on ...' -> 'öncelikli olarak / esasen ... dayanıyordu' (yüklem). 4. 'salting, smoking, and drying' -> 'tuzlama, tütsüleme ve kurutmaya' (nesne). Bu doğrultuda doğru seçenek B'dir. Sonuç: B şıkkı.
#14

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: D
Psychological experiments reveal that individuals who are exposed to natural greenery experience a notable reduction in stress hormone levels.
A
Doğal yeşil alanlarda vakit geçiren bireylerin stres hormonu seviyelerinin hızla düştüğü psikologlar tarafından kanıtlanmıştır.
B
Psikolojik araştırmalara göre, yeşil çevreyle temas eden insanların stres seviyeleri diğerlerine göre çok daha belirgin biçimde azalmaktadır.
C
Doğal yeşillik stres hormonlarını azalttığı için psikolojik deneylerde insanların doğayla iç içe olması tavsiye edilmektedir.
D
Psikolojik deneyler, doğal yeşilliğe maruz kalan bireylerin stres hormonu seviyelerinde belirgin bir düşüş yaşadığını ortaya koymaktadır.
E
Psikolojik deneyler sonucunda, stres hormonu seviyesini düşürmenin en doğal yolunun yeşil alanlarda bulunmak olduğu anlaşılmıştır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Psychological experiments reveal that ...' -> 'Psikolojik deneyler ... ortaya koymaktadır' (ana cümle). 2. 'individuals who are exposed to natural greenery' -> 'doğal yeşilliğe maruz kalan bireylerin' (özne). 3. 'experience a notable reduction in stress hormone levels' -> 'stres hormonu seviyelerinde belirgin bir düşüş yaşadığını' (yüklem/nesne öbeği). Doğru seçenek D'dir. Sonuç: D şıkkı.
#15

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: A
The primary objective of the international climate summit was to establish a binding treaty that would hold major polluters accountable for ecological degradation.
A
Uluslararası iklim zirvesinin temel amacı, büyük kirleticileri ekolojik bozulmadan sorumlu tutacak bağlayıcı bir antlaşma oluşturmaktı.
B
Uluslararası iklim zirvesinde büyük kirleticilerin ekolojik tahribattan sorumlu tutulması amacıyla bağlayıcı bazı kararlar alınmıştır.
C
Ekolojik bozulmanın sorumlusu olan büyük kirleticileri cezalandırmak, uluslararası iklim zirvesinde imzalanan antlaşmanın ana hedefiydi.
D
Uluslararası iklim zirvesi, çevre kirliliğine yol açan büyük aktörleri yasal olarak bağlayacak yeni bir antlaşma için toplanmıştı.
E
Büyük kirleticilerin çevreye verdiği zararları engellemek amacıyla düzenlenen iklim zirvesi, bağlayıcı bir antlaşma ile sonuçlanmıştır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'The primary objective of the international climate summit' -> 'Uluslararası iklim zirvesinin temel amacı' (özne). 2. 'was to establish a binding treaty' -> 'bağlayıcı bir antlaşma oluşturmaktı / tesis etmekti' (yüklem). 3. 'that would hold major polluters accountable for ecological degradation' -> 'büyük kirleticileri ekolojik bozulmadan sorumlu tutacak' (antlaşmayı niteleyen sıfat cümleciği). Bu yapıyı tam olarak sunan seçenek A'dır. Sonuç: A şıkkı.
#16

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: E
Sociological research demonstrates that income inequality undermines social cohesion by eroding mutual trust among citizens.
A
Vatandaşlar arasındaki karşılıklı güven azaldıkça gelir eşitsizliğinin ve toplumsal huzursuzluğun arttığı sosyolojik olarak kanıtlanmıştır.
B
Sosyolojik çalışmalara göre, toplumsal uyumun bozulmasının temel nedeni vatandaşların devlete olan güvenini kaybetmesidir.
C
Gelir eşitsizliği vatandaşlar arasındaki güveni sarstığı için toplumsal çözülme sosyologların en çok araştırdığı konulardan biridir.
D
Sosyolojik araştırmalar, vatandaşların birbirine güven duymamasının toplumsal uyumu ve gelir adaletini ortadan kaldırdığını belirtir.
E
Sosyolojik araştırmalar, gelir eşitsizliğinin vatandaşlar arasındaki karşılıklı güveni aşındırarak sosyal uyumu zedelediğini göstermektedir.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Sociological research demonstrates that ...' -> 'Sosyolojik araştırmalar ... göstermektedir' (ana cümle). 2. 'income inequality' -> 'gelir eşitsizliğinin' (özne). 3. 'undermines social cohesion' -> 'sosyal uyumu / toplumsal dayanışmayı baltaladığını / zedelediğini' (yüklem). 4. 'by eroding mutual trust among citizens' -> 'vatandaşlar arasındaki karşılıklı güveni aşındırarak / sarsarak' (zarf tümleci). Bu unsurları tam ve eksiksiz karşılayan seçenek E'dir. Sonuç: E şıkkı.
#17

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: B
Even though ancient Roman concrete was technologically inferior to modern formulas in tensile strength, its chemical durability in seawater remains unmatched.
A
Modern formüller çekme gücü açısından daha ileri olsa da antik Roma betonunun deniz suyuna karşı gösterdiği direnç tamamen benzersizdir.
B
Antik Roma betonu çekme mukavemeti bakımından teknolojik olarak modern formüllerden daha yetersiz olmasına rağmen, deniz suyundaki kimyasal dayanıklılığı hâlâ eşsizdir.
C
Antik Roma betonunun deniz suyunda gösterdiği kimyasal dayanıklılık, modern betonun çekme mukavemetinden çok daha üstün kabul edilir.
D
Çekme dayanımı zayıf olan antik Roma betonu, kimyasal içeriği sayesinde deniz suyunda modern formüllerden daha uzun süre dayanmıştır.
E
Modern beton formülleri çekme kuvveti bakımından Roma betonunu geride bıraksa bile, deniz suyundaki kimyasal dirençte Roma betonuyla boy ölçüşemez.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Even though ancient Roman concrete was technologically inferior to modern formulas in tensile strength' -> 'Antik Roma betonu çekme mukavemeti açısından teknolojik olarak modern formüllerden daha geride / aşağıda olmasına rağmen' (zıtlık cümlesi). 2. 'its chemical durability in seawater' -> 'deniz suyundaki kimyasal dayanıklılığı' (özne). 3. 'remains unmatched' -> 'hâlâ eşsizliğini korumaktadır / dengi bulunmamaktadır' (yüklem). Doğru seçenek B'dir. Sonuç: B şıkkı.
#18

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: C
Economists emphasize that investing in early childhood education yields substantial long-term returns for both individual productivity and national economic growth.
A
Ekonomistler, ulusal ekonomik büyümenin ve bireysel verimliliğin ancak erken çocukluk eğitimine yapılan yatırımlarla artırılabileceğini belirtmektedir.
B
Erken çocukluk eğitimine yatırım yapmak bireysel verimliliği artırırken, ulusal ekonomiye de uzun vadeli katkılar sağlamaktadır.
C
Ekonomistler, erken çocukluk eğitimine yatırım yapmanın hem bireysel verimlilik hem de ulusal ekonomik büyüme için önemli uzun vadeli getiriler sağladığını vurgulamaktadır.
D
Ekonomistlere göre, erken çocukluk döneminde yapılan eğitim harcamaları gelecekte ulusal kalkınma ve bireysel kazanç olarak geri dönmektedir.
E
Erken çocukluk eğitiminin hem birey hem de ülke ekonomisi için uzun vadede en karlı yatırım olduğu ekonomistlerce sık sık yinelenir.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Economists emphasize that ...' -> 'Ekonomistler ... vurgulamaktadır' (ana cümle). 2. 'investing in early childhood education' -> 'erken çocukluk eğitimine yatırım yapmanın' (nesne cümleciğinin öznesi). 3. 'yields substantial long-term returns' -> 'önemli / kayda değer uzun vadeli getiriler sağladığını' (yüklem/nesne). 4. 'for both individual productivity and national economic growth' -> 'hem bireysel verimlilik hem de ulusal ekonomik büyüme için' (tümleç). Bu çeviri C seçeneğinde kusursuz biçimde yer almaktadır. Sonuç: C şıkkı.
#19

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: A
Because migratory birds navigate using celestial cues and geomagnetic fields, extensive artificial lighting in urban areas frequently causes fatal disorientation.
A
Göçmen kuşlar göksel ipuçlarını ve jeomanyetik alanları kullanarak yön buldukları için, kentsel alanlardaki yoğun yapay aydınlatma sıklıkla ölümcül yön kayıplarına neden olur.
B
Şehirlerdeki aşırı yapay ışıklar, gökyüzündeki işaretleri ve yerin manyetik alanını izleyen göçmen kuşların yönlerini şaşırıp ölmelerine yol açmaktadır.
C
Göçmen kuşların yön bulurken göksel cisimlerden ve manyetik alanlardan yararlanması, şehirlerdeki ışık kirliliği yüzünden ölümcül sonuçlar doğurur.
D
Kentsel alanlardaki yapay aydınlatmalar nedeniyle yön duygusunu kaybeden göçmen kuşlar, göksel ve jeomanyetik işaretleri doğru algılayamazlar.
E
Göçmen kuşların ölümcül kazalar yaşamasının ana sebebi, şehirlerdeki parlak ışıkların onların doğal yön bulma sistemlerini bozmasıdır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Because migratory birds navigate using celestial cues and geomagnetic fields' -> 'Göçmen kuşlar göksel ipuçlarını ve jeomanyetik alanları kullanarak yön buldukları için' (neden yan cümleciği). 2. 'extensive artificial lighting in urban areas' -> 'kentsel alanlardaki yoğun yapay aydınlatma' (özne). 3. 'frequently causes fatal disorientation' -> 'sıklıkla ölümcül yön kayıplarına / şaşırmalarına neden olur' (yüklem ve nesne). Doğru seçenek A'dır. Sonuç: A şıkkı.
#20

Çeviri ve Diyalog • English-Turkish Translation

Doğru Cevap: D
Historians agree that the introduction of standardized currency throughout the Roman Empire dramatically reduced transactional friction and stimulated interregional commerce.
A
Roma İmparatorluğu'nda standart paraya geçilmesiyle ticari engellerin kalktığı ve bölgeler arası ticaretin patlama yaptığı tarihçilerce kabul edilir.
B
Tarihçiler, bölgeler arası ticaretin canlanmasını Roma İmparatorluğu'nun her yerinde geçerli olan ortak bir para sistemine bağlamaktadır.
C
Roma İmparatorluğu genelinde ticaretin gelişmesi ve ekonomik zorlukların aşılması, tarihçilere göre standart para birimi sayesinde gerçekleşmiştir.
D
Tarihçiler, Roma İmparatorluğu genelinde standart para biriminin kullanılmaya başlanmasının ticari işlem zorluklarını önemli ölçüde azalttığı ve bölgeler arası ticareti canlandırdığı konusunda hemfikirdir.
E
Standart para birimi kullanımının ticaretteki sürtüşmeleri azaltarak Roma İmparatorluğu'ndaki ticareti hızlandırdığı bütün tarihçilerin ortak görüşüdür.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Cümle analizi: 1. 'Historians agree that ...' -> 'Tarihçiler ... konusunda hemfikirdir / görüş birliği içindedir' (ana cümle). 2. 'the introduction of standardized currency throughout the Roman Empire' -> 'Roma İmparatorluğu genelinde standart para biriminin kullanılmaya başlanmasının' (özne). 3. 'dramatically reduced transactional friction' -> 'ticari işlem sürtüşmelerini / zorluklarını önemli ölçüde azalttığı' (ilk yüklem). 4. 'and stimulated interregional commerce' -> 've bölgeler arası ticareti canlandırdığı / teşvik ettiği' (ikinci yüklem). Bu çeviriyi eksiksiz yansıtan seçenek D'dir. Sonuç: D şıkkı.

İlgili YDS Çeviri ve Diyalog Testleri

Tümünü Gör