DUYURU⚡ 2026 KPSS & YKS Yeni Nesil Çıkmış Sorular ve Deneme Sınavları Eklendi!İncele
tus DENEMESİ• 2026 Müfredatı

TUS TUS Klinik Tıp Bilimleri Endokrinoloji Testi #1

Ders: DahiliyeSoru Sayısı: 20Tam Sınav Formatında
30:00
1
Endokrinoloji
Soru 1 / 20
Kırk iki yaşında bir kadın hasta; son 3 aydır devam eden çarpıntı, sıcağa tahammülsüzlük, ellerde titreme ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede diffüz, ağrısız guatr ve bilateral belirgin ekzoftalmus saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde TSH düzeyi baskılanmış, serbest T3 ve serbest T4 düzeyleri belirgin yüksek bulunuyor. Graves hastalığı tanısı konulan ve medikal tedavi olarak metimazol başlanması planlanan bu hastada, ilacın en sık görülen yan etkisi ve en korkulan hayatı tehdit edici yan etkisi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?
📢 Reklam AlanıAD_TEST_BOTTOM

Sınav Soru Altı Reklam Alanı

Soru kartının altında, cevap şıklarından izole güvenli yatay alan.

Format: 728x90 Horizontal
📢 Reklam AlanıAD_TEST_SOLVER_SIDEBAR

Sınav Sağ Panel Reklam Alanı

Soru çözme esnasında sağ kolonda soru navigasyonunun hemen üstünde yer alır.

Format: 300x250 Rectangle

Soru Navigasyonu

0/20 Cevaplandı
İşaretlendi Aktif Boş
TUS Müfredat ve Çözüm Rehberi

TUS Klinik Tıp Bilimleri Endokrinoloji Testi #1 – Soru Bankası & Detaylı Çözümleri

Bu test, 2026 TUS Dahiliye müfredatı kapsamında Endokrinoloji konusundaki bilgilerinizi ölçmek amacıyla hazırlanmıştır. Toplam 20 özgün soru ve adım adım açıklamalı çözümünü görmek için tıklayın.

Soruları & Çözümleri Aç (20)
#1

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: B
Kırk iki yaşında bir kadın hasta; son 3 aydır devam eden çarpıntı, sıcağa tahammülsüzlük, ellerde titreme ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede diffüz, ağrısız guatr ve bilateral belirgin ekzoftalmus saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde TSH düzeyi baskılanmış, serbest T3 ve serbest T4 düzeyleri belirgin yüksek bulunuyor. Graves hastalığı tanısı konulan ve medikal tedavi olarak metimazol başlanması planlanan bu hastada, ilacın en sık görülen yan etkisi ve en korkulan hayatı tehdit edici yan etkisi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?
A
Hepatotoksisite - Artralji
B
Deri döküntüsü - Agranülositoz
C
Agranülositoz - Kolestatik sarılık
D
Tat alma bozukluğu - Akut pankreatit
E
Lökopeni - Vaskülit
Adım Adım Çözüm Analizi:
Tiyonamid grubu ilaçların (metimazol ve propiltiyourasil) en sık görülen yan etkisi alerjik deri döküntüleridir (makülopapüler döküntü veya ürtiker). En ciddi, hayatı tehdit edici ve mutlak ilaç kesilmesini gerektiren yan etkisi ise agranülositozdur (mutlak nötrofil sayısı < 500/mm3). Hastalara ateş ve boğaz ağrısı geliştiğinde derhal lökosit sayımı yaptırmaları ve ilacı kesmeleri tembihlenmelidir. Sonuç: B şıkkı.
#2

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: C
Üst solunum yolu enfeksiyonundan yaklaşık iki hafta sonra boyun ön bölgesinde çeneye ve kulaklara yayılan şiddetli ağrı, ateş, çarpıntı ve halsizlik yakınmalarıyla başvuran 34 yaşındaki kadın hastanın tiroid bezi palpasyonla ileri derecede hassas ve ağrılı bulunuyor. Laboratuvarda eritrosit sedimantasyon hızı 85 mm/saat, TSH baskılı, serbest T4 yüksek ölçülüyor. Çekilen tiroid sintigrafisinde radyoaktif iyot tutulumu (RAIU) %1'in altında (homojen baskılanmış) saptanıyor. Subakut granülomatöz (De Quervain) tiroidit düşünülen bu hastanın semptomatik tirotoksikoz tablosunun tedavisinde İLK TERCİH edilmesi gereken ilaç aşağıdakilerden hangisidir?
A
Metimazol
B
Propiltiyourasil
C
Propranolol
D
Levotiroksin
E
Radyoaktif iyot
Adım Adım Çözüm Analizi:
Subakut De Quervain tiroiditinde tirotoksikoz, folikül hücrelerinin destrüksiyonu ve depolanmış hormonların kontrolsüzce dolaşıma dökülmesi (destrüktif tirotoksikoz) sonucu oluşur; yani yeni bir hormon sentezi yoktur. Bu nedenle tiyonamid türevi antitiroid ilaçların (metimazol, PTU) tedavide hiçbir yeri yoktur. Tirotoksikoz semptomlarını kontrol altına almak için adrenerjik blokaj sağlayan beta-blokerler (örneğin propranolol) ilk tercihtir. Ağrı ve inflamasyon için ise NSAİİ'ler veya dirençli olgularda kortikosteroidler verilir. Sonuç: C şıkkı.
#3

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: D
Kırk sekiz yaşındaki kadın hastanın boyun ultrasonografisinde sol tiroid lobunda 1.8 cm çapında, hipoekoik, mikrokalsifikasyonlar içeren, sınırları düzensiz ve boyu eninden büyük olan soliter bir nodül saptanıyor. Serum TSH düzeyi normal aralıkta bulunan hastaya ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılıyor ve sonuç 'Papiller Tiroid Karsinomu' olarak rapor ediliyor. Bu karsinom türü ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi DOĞRUDUR?
A
Tiroid kanserleri arasında en nadir görülen tiptir.
B
En sık yayılım yolu hematojen metastaz olup akciğer ve kemiğe yayılır.
C
Tanısında kalsitonin ve karsinoembriyonik antijen (CEA) düzeylerinin takibi esastır.
D
En sık lenfojen yolla yayılır ve servikal lenf nodu metastazı sıktır.
E
İnce iğne aspirasyon biyopsisi ile foliküler adenomdan ayırt edilemez, kesin tanı daima kapsül invazyonuna bağlıdır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Papiller tiroid karsinomu (PTK), tiroidin en sık görülen malignitesi olup prognozu oldukça iyidir. En belirgin yayılım yolu lenfatik metastazdır ve tanı anında olguların önemli bir kısmında servikal lenf nodu metastazı bulunur. Hematojen yayılım ise foliküler karsinomda daha ön plandadır. Histolojisinde psammom cisimcikleri ve 'Orphan Annie' gözü nükleer özellikleri karakteristiktir. RET/PTC yeniden düzenlenmesi ve BRAF (V600E) mutasyonları sık görülür, medüller karsinomdaki gibi kalsitonin artışı ile seyretmez. Sonuç: D şıkkı.
#4

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: A
Yirmi sekiz yaşındaki kadın hasta; 8 aydır adet görememe (sekonder amenore), göğüslerinden kendiliğinden süt gelmesi (galaktore) ve hafif baş ağrısı yakınmalarıyla başvuruyor. Gebelik testi negatif çıkan hastanın serum prolaktin düzeyi 165 ng/mL (normal < 25) olarak ölçülüyor. Çekilen kontrastlı hipofiz manyetik rezonans görüntülemesinde (MRG) sella içinde 7 mm boyutunda adenom (mikroprolaktinoma) saptanıyor. Görme alanı muayenesi tamamen normal bulunuyor. Bu hastada semptomların kontrolü ve prolaktin düzeyinin düşürülmesi amacıyla İLK BASAMAKTA tercih edilmesi gereken tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Oral kabergolin tedavisi
B
Transsfenoidal hipofizektomi
C
Fraksiyone stereotaktik radyoterapi
D
Kombine oral kontraseptif kullanımı
E
Somatostatin analoğu (oktreotid) tedavisi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Prolaktinomalar, hipofiz adenomları arasında medikal tedaviye ilk basamakta yanıt veren tek gruptur. Hem mikro- hem de makroprolaktinomalarda cerrahi değil, dopamin agonistleri (ilk tercih yüksek etkinliği ve daha az yan etkisi nedeniyle kabergolin; alternatif olarak bromokriptin) ilk basamak tedavidir. Dopamin reseptör uyarımı hem prolaktin sekresyonunu hızla baskılar hem de tümör boyutunu küçültür. Transsfenoidal cerrahi sadece medikal tedaviye dirençli veya tolere edemeyen olgularda düşünülür. Sonuç: A şıkkı.
#5

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: B
Kırk beş yaşında bir erkek hasta; son yıllarda ayakkabı numarasının büyümesi, yüzüklerinin parmaklarına dar gelmesi, yüz hatlarının kabalaşması, terleme artışı ve eklem ağrıları nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede prognatizm ve makroglosi saptanıyor. Akromegali şüphesi duyulan bu hastada tarama amaçlı bakılan serum IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre belirgin yüksek bulunuyor. Bu aşamada akromegali tanısını kesinleştirmek için uygulanması gereken altın standart doğrulama testi aşağıdakilerden hangisidir?
A
İnsülin tolerans testi ile hipoglisemi provokasyonu
B
75 gram oral glukoz yükleme testi ile GH supresyon testi
C
Rastgele aralıklarla ölçülen 3 adet serum GH ortalaması
D
GHRH stimülasyon testi
E
24 saatlik idrarda serbest GH atılımının ölçülmesi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Akromegali şüphesinde ilk basamak tarama testi serum IGF-1 düzeyidir. IGF-1 yüksek saptandığında tanıyı biyokimyasal olarak doğrulamak için altın standart '75 gram oral glukoz tolerans testi (OGTT) ile büyüme hormonu (GH) supresyon testi'dir. Normal bireylerde hiperglisemi GH düzeyini < 1 mcg/L (veya hassas yöntemlerle < 0.4 mcg/L) altına baskılar. GH düzeyinin baskılanamaması akromegali tanısını kesinleştirir. Sonuç: B şıkkı.
#6

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: A
Günde yaklaşık 7-8 litre su içme (polidipsi) ve sık idrara çıkma (poliüri) yakınmalarıyla başvuran 36 yaşındaki hastanın yapılan laboratuvar analizinde; serum sodyumu 146 mEq/L, serum osmolalitesi 302 mOsm/kg, idrar osmolalitesi 140 mOsm/kg ve idrar dansitesi 1003 saptanıyor. Su kısıtlama testi yapılan hastanın dehidratasyon gelişmesine rağmen idrar osmolalitesi 180 mOsm/kg düzeyini geçmiyor. Bu aşamada hastaya subkutan desmopressin (dDAVP) uygulanıyor ve iki saat sonra ölçülen idrar osmolalitesinin 520 mOsm/kg değerine ulaştığı (%50'den fazla artış) görülüyor. Bu test sonuçlarına göre hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Santral diabetes insipidus
B
Nefrojenik diabetes insipidus
C
Primer (psikojenik) polidipsi
D
Uygunsuz ADH sendromu (SIADH)
E
Solüt diürezi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Hastada hipotonik poliüri tablosu mevcuttur (düşük idrar dansitesi ve osmolalitesi). Su kısıtlama testinde idrar konsantre edilememiştir; bu durum diabetes insipidus (Dİ) tanısını koydurur. Eksojen vazopressin analoğu olan desmopressin (dDAVP) uygulandığında idrar osmolalitesinin belirgin şekilde artması (> %50 artış), böbrek toplayıcı kanallarındaki V2 reseptörlerinin sağlam olduğunu, sorunun hipotalamo-hipofizer akstan ADH salgılanamaması olduğunu kanıtlar. Bu durum Santral (Nörojenik) Diabetes İnsipidus ile tam uyumludur. Nefrojenik Dİ'de desmopressine yanıt alınamaz. Sonuç: A şıkkı.
#7

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: E
Son 6 ayda 12 kg kilo alma, yüzde yuvarlaklaşma (aydede yüzü), ensede yağ birikimi, ciltte kolay morarma ve karın cildinde geniş erguvani (mor) çatlaklar (stria) gelişen 35 yaşındaki kadın hastanın tansiyonu 150/95 mmHg ölçülüyor. Yapılan 1 mg gece deksametazon supresyon testinde sabah kortizol düzeyi 8.4 mcg/dL (normal < 1.8 mcg/dL) ve 24 saatlik idrarda serbest kortizol atılımı normalin 3 katı yüksek bulunarak Cushing sendromu tanısı kesinleştiriliyor. Bu aşamada Cushing sendromunun ACTH'ya bağımlı mı yoksa ACTH'dan bağımsız mı olduğunu ayırt etmek için ölçülmesi gereken İLK laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Serum aldosteron düzeyi
B
Plazma renin aktivitesi
C
Hipofiz manyetik rezonans görüntüleme
D
Sürrenal bilgisayarlı tomografi
E
Plazma ACTH düzeyi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Hiperkortizolemi (Cushing sendromu) varlığı kanıtlandıktan sonraki ikinci adım, patolojinin ACTH'ya bağımlı (hipofizer Cushing hastalığı veya ektopik ACTH salgısı) mı yoksa ACTH'dan bağımsız (primer adrenal adenom/karsinom) mı olduğunu saptamaktır. Bunun için ilk yapılması gereken test sabah bazal plazma ACTH düzeyinin ölçülmesidir. ACTH baskılanmışsa (< 5 pg/mL) ACTH-bağımsız primer adrenal patoloji; ACTH normal veya yüksekse (> 15-20 pg/mL) ACTH-bağımlı nedenler düşünülür. Sonuç: E şıkkı.
#8

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: C
Kırk yaşında bir erkek hasta; dirençli hipertansiyon ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Üç farklı antihipertansif ilaç kullanmasına rağmen kan basıncı 165/100 mmHg seyrediyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum potasyumu 2.9 mEq/L (belirgin hipokalemi), idrarla potasyum atılımı artmış ve metabolik alkaloz saptanıyor. Primer hiperaldosteronizm (Conn sendromu) şüpesiyle tarama testi yapılıyor. Primer hiperaldosteronizm taramasında kullanılan ve plazma aldosteron konsantrasyonu / plazma renin aktivitesi (PAC/PRA) oranında beklenen tipik laboratuvar paterni aşağıdakilerden hangisidir?
A
Düşük aldosteron, yüksek plazma renin aktivitesi, düşük PAC/PRA oranı
B
Yüksek aldosteron, yüksek plazma renin aktivitesi, normal PAC/PRA oranı
C
Yüksek aldosteron, baskılanmış plazma renin aktivitesi, artmış PAC/PRA oranı
D
Düşük aldosteron, baskılanmış plazma renin aktivitesi, değişmeyen PAC/PRA oranı
E
Normal aldosteron, yüksek plazma renin aktivitesi, düşük PAC/PRA oranı
Adım Adım Çözüm Analizi:
Primer hiperaldosteronizmde adrenal korteksten otonom ve aşırı miktarda aldosteron salgılanır (Plazma Aldosteron Konsantrasyonu [PAC] yüksektir). Artmış aldosteron sodyum tutulumuna ve intravasküler volüm artışına yol açarak jukstaglomerüler aparattan renin salınımını güçlü bir şekilde baskılar (Plazma Renin Aktivitesi [PRA] baskılıdır). Dolayısıyla PAC/PRA oranı belirgin derecede artar (genellikle > 20-30 ve PAC > 15 ng/dL olması taramada pozitif kabul edilir). Sonuç: C şıkkı.
#9

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: D
Kırk iki yaşında bir kadın hasta; son aylarda giderek artan halsizlik, çabuk yorulma, kilo kaybı, iştahsızlık, postural baş dönmesi ve tuz aşerme yakınmalarıyla başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı yatarak 100/65 mmHg, ayakta 85/50 mmHg ölçülüyor. Cilt muayenesinde özellikle el ayası çizgilerinde, diş etlerinde, tırnak diplerinde ve operasyon skarlarında belirgin hiperpigmentasyon gözleniyor. Laboratuvarda sodyum 129 mEq/L, potasyum 5.6 mEq/L, glukoz 68 mg/dL bulunuyor. Primer adrenal yetmezlik (Addison hastalığı) düşünülen bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla uygulanması gereken en uygun doğrulama testi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Metirapon testi
B
Gece 1 mg deksametazon supresyon testi
C
Oral glukoz tolerans testi
D
250 mcg ACTH (kosintropin) stimülasyon testi
E
Su kısıtlama testi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Primer adrenal yetmezlik tanısında altın standart test, sentetik ACTH analogu kullanılarak yapılan 'Standart doz (250 mcg) ACTH (Synacthen) stimülasyon testi'dir. İntravenöz veya intramusküler uygulanan 250 mcg ACTH sonrası 30. ve/veya 60. dakikalarda serum kortizol düzeyinin 18 mcg/dL'nin üzerine çıkamaması adrenal rezerv yetersizliğini kanıtlar. Hastadaki hiperpigmentasyon ise artmış ACTH ve pro-opiomelanokortin (POMC) prekürsör ürünlerinin melanosit uyarıcı etkisine bağlıdır. Sonuç: D şıkkı.
#10

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: B
Otuz sekiz yaşında bir erkek hasta; ani başlayan şiddetli baş ağrısı, çarpıntı, terleme nöbetleri ve solukluk atakları ile acil servise başvuruyor. Atak anında kan basıncı 210/120 mmHg, nabzı 118/dakika ölçülüyor. Feokromositoma ön tanısıyla istenen 24 saatlik idrarda fraksiyone metanefrinler ve normetanefrin düzeyleri belirgin yüksek saptanıyor. Abdominal MRG'de sağ sürrenal bezde 4.5 cm'lik kitle izleniyor. Bu hastanın cerrahi operasyona hazırlanması sürecinde hipertansif kriz ve aritmileri önlemek amacıyla başlanması gereken farmakolojik tedavinin sıralaması ve tercihi aşağıdakilerden hangisinde DOĞRU verilmiştir?
A
Önce beta-adrenerjik bloker başlanmalı, operasyondan 1 gün önce alfa-bloker eklenmelidir.
B
Önce alfa-adrenerjik bloker başlanmalı, yeterli alfa blokaj sağlandıktan sonra taşikardi için beta-bloker eklenmelidir.
C
Sadece yüksek doz kalsiyum kanal blokeri verilmeli, adrenerjik reseptör blokerlerinden kaçınılmalıdır.
D
Yalnızca intravenöz furosemid ile agresif diürez yapılmalıdır.
E
Monoterapi olarak doğrudan propranolol başlanmalıdır.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Feokromositoma cerrahisi öncesinde hemodinamik stabiliteyi sağlamak için 'önce alfa-adrenerjik blokaj, ardından gerekirse beta-adrenerjik blokaj' kuralı (A önce gelir kuralı) hayati önem taşır. Eğer önce veya tek başına beta-bloker verilirse, vazodilatatör beta-2 reseptörler bloke olacağından katekolaminler tamamen alfa-1 reseptörlerine bağlanır ve karşılanmamış alfa stimulasyonu (unopposed alpha stimulation) sonucu katastrofik hipertansif krizler gelişir. Bu nedenle önce fenoksibenzamin veya doksazosin gibi bir alfa-bloker başlanır; en az 2-3 gün sonra taşikardi devam ediyorsa beta-bloker eklenir. Sonuç: B şıkkı.
#11

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: C
Elli beş yaşındaki asemptomatik bir kadın hastanın rutin biyokimyasal tetkiklerinde; serum total kalsiyumu 11.2 mg/dL (hafif hiperkalsemi) ve serum fosforu 2.1 mg/dL (hipofosfatemi) saptanıyor. Eş zamanlı bakılan intakt paratiroid hormon (iPTH) düzeyi 115 pg/mL (normal aralığın üzerinde) bulunuyor. 24 saatlik idrar kalsiyum atılımı ise 380 mg/gün (yüksek) olarak ölçülüyor. Bu hastada hiperkalseminin en olası etiyolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A
Maligniteye bağlı PTH-ilişkili peptid (PTHrP) salgılanması
B
Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi
C
Soliter paratiroid adenomuna bağlı primer hiperparatiroidizm
D
Sarkoidoza bağlı aşırı 1,25-dihidroksivitamin D sentezi
E
Tiyazid grubu diüretik kullanımı
Adım Adım Çözüm Analizi:
Hiperkalsemi zemininde uygunsuz şekilde yüksek veya normal sınırlarda saptanan PTH düzeyi, 'PTH-bağımlı hiperkalsemi'yi işaret eder. Erişkinde PTH-bağımlı hiperkalseminin en sık nedeni Primer Hiperparatiroidizmdir (vakaların %85'inde tek paratiroid adenomu sorumludur). Primer hiperparatiroidizmde PTH uyarısıyla kemikten kalsiyum rezorpsiyonu artar, böbrekten fosfat atılımı uyarılır (hipofosfatemi) ve filtre edilen yükün artışına bağlı hiperkalsiüri görülür. Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemide (FHH) ise idrar kalsiyum atılımı düşüktür (< 100 mg/gün). Sonuç: C şıkkı.
#12

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: A
Total tiroidektomi operasyonundan 24 saat sonra bir kadın hastada dudak çevresinde ve parmak uçlarında uyuşma, karıncalanma ve kas seğirmeleri başlıyor. Tansiyon aleti manşonu hastanın kolunda sistolik kan basıncının 20 mmHg üzerinde 3 dakika şişirildiğinde elde karpopedal spazm (ebenin eli görünümü) geliştiği izleniyor. Akut hipokalsemiye işaret eden bu fizik muayene bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?
A
Trousseau belirtisi
B
Chvostek belirtisi
C
Courvoisier belirtisi
D
Cullen belirtisi
E
Grey Turner belirtisi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Tiroidektomi operasyonlarında paratiroid bezlerin hasarlanması veya çıkarılması sonucu akut hipoparatiroidizm ve hipokalsemi gelişebilir. Hipokalseminin nöromüsküler uyarılabilirlik bulgularından biri olan 'Trousseau belirtisi', tansiyon aletinin manşonunun sistolik basıncın üzerine şişirilip 3 dakika beklenmesiyle karpopedal spazmın tetiklenmesidir. Fasiyal sinire tragusun önünden vurulduğunda yüz kaslarının seğirmesi ise 'Chvostek belirtisi'dir. Sonuç: A şıkkı.
#13

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: D
Altmış beş yaşında postmenopozal bir kadın hastanın kemik mineral yoğunluğu (DEXA) ölçümünde L1-L4 lomber omurga T-skoru -2.8, sol femur boynu T-skoru ise -2.6 olarak rapor ediliyor. Sekonder osteoporoz nedenleri dışlanan ve laboratuvar parametreleri normal sınırlarda olan hastaya osteoporoz tedavisi başlanması planlanıyor. Osteoklastik kemik rezorpsiyonunu inhibe ederek etki gösteren ve oral kullanımında eroziv özofajiti önlemek için sabah aç karnına bol su ile alınıp en az 30 dakika dik pozisyonda kalınması gereken İLK TERCİH ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?
A
Rekombinant PTH analogları (Teriparatid)
B
RANK-ligand inhibitörleri (Denosumab)
C
Selektif östrojen reseptör modülatörleri (Raloksifen)
D
Bifosfonatlar (Alendronat)
E
Sklerostin inhibitörleri (Romosozumab)
Adım Adım Çözüm Analizi:
Postmenopozal osteoporoz tedavisinde ilk basamak ajanlar oral bifosfonatlardır (alendronat, risedronat vb.). Bifosfonatlar osteoklast aktivitesini ve kemik rezorpsiyonunu güçlü şekilde inhibe ederler. En önemli yan etkilerinden biri gastroözofageal reflü ve eroziv özofajittir; bu nedenle sabah aç karnına, bir tam bardak su ile alınmalı ve sonrasında en az 30 dakika boyunca uzanılmamalı/dik durulmalıdır. Sonuç: D şıkkı.
#14

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: B
Asemptomatik 46 yaşındaki sedanter bir erkek hastanın işe giriş muayenesinde bakılan açlık plazma glukozu (APG) 118 mg/dL olarak saptanıyor. Bir hafta sonra tekrarlanan APG değeri 122 mg/dL ve HbA1c düzeyi %6.1 bulunuyor. Amerikan Diyabet Cemiyeti (ADA) kriterlerine göre bu hastanın glisemi durumunu tanımlayan en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?
A
Normal glukoz toleransı
B
Bozulmuş açlık glukozu (Prediyabet)
C
Aşikar Tip 2 diabetes mellitus
D
Reaktif hipoglisemi
E
Bozulmuş glukoz toleransı (tek başına)
Adım Adım Çözüm Analizi:
Normal açlık plazma glukozu (APG) < 100 mg/dL'dir. APG'nin 100-125 mg/dL arasında olması 'Bozulmuş Açlık Glukozu' (İmpaired Fasting Glucose - IFG) olarak tanımlanır. HbA1c düzeyinin %5.7-%6.4 arasında olması da 'prediyabet' kategorisindedir. Aşikar Diabetes Mellitus tanısı için APG ≥ 126 mg/dL veya HbA1c ≥ %6.5 olması gerekmektedir. Dolayısıyla hasta bozulmuş açlık glukozu (prediyabet) aşamasındadır. Sonuç: B şıkkı.
#15

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: C
Elli sekiz yaşında Tip 2 diabetes mellitus ve hipertansiyon tanıları olan erkek hastanın anamnezinde 2 yıl önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü ve New York Kalp Cemiyeti (NYHA) Sınıf II kalp yetersizliği öyküsü mevcuttur. Laboratuvarda eGFR 55 mL/dk/1.73m2, idrar albümin/kreatinin oranı 180 mg/g ve HbA1c %8.4 saptanıyor. Güncel kılavuzlara göre, metformin tedavisine ek olarak aterosklerotik kardiyovasküler hastalık ve kalp yetersizliği olan bu diyabetik hastada kardiyovasküler mortaliteyi ve kalp yetersizliği yatışlarını azalttığı kanıtlanmış EN UYGUN oral antidiyabetik ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?
A
Sülfonilüreler (Glimepirid)
B
Tiazolidindionlar (Pioglitazon)
C
SGLT-2 inhibitörleri (Empagliflozin)
D
DPP-4 inhibitörleri (Saksagliptin)
E
Meglitinidler (Repaglinid)
Adım Adım Çözüm Analizi:
Sodyum-glukoz kotransporter-2 (SGLT-2) inhibitörleri (empagliflozin, dapagliflozin vb.); glukozun proksimal tübülden geri emilimini engelleyerek glukozüri ve ozmotik diürez sağlarlar. Büyük kardiyovasküler sonlanım çalışmalarında aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı, kalp yetersizliği ve kronik böbrek hastalığı olan diyabetik bireylerde kardiyovasküler ölümü, kalp yetersizliğine bağlı hastaneye yatışları ve renal progresyonu belirgin şekilde azalttıkları gösterilmiştir. Bu nedenle güncel kılavuzlarda kalp yetersizliği eşlik eden Tip 2 diyabette ilk tercih ajanlardandır. Sonuç: C şıkkı.
#16

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: A
Yirmi bir yaşında Tip 1 diabetes mellitus tanılı hasta; bulantı, kusma, karın ağrısı ve derin-hızlı solunum (Kussmaul solunumu) tablosuyla acil servise getiriliyor. Bilinci konfüze olan hastanın nefesinde aseton kokusu alınıyor. Laboratuvarda kan glukozu 420 mg/dL, kan gazında pH 7.15, HCO3 11 mEq/L, idrarda keton (+++) ve serum potasyumu 5.8 mEq/L saptanıyor. Diyabetik ketoasidoz (DKA) tanısı konulan bu hastanın acil tedavisinde intravenöz insülin infüzyonuna başlanması planlanmaktadır. Ancak tedavi sürecinde İNTRAVENÖZ POTASYUM replasmanına başlanması için eşik kabul edilen serum potasyum düzeyi ve genel yaklaşım aşağıdakilerden hangisinde DOĞRU ifade edilmiştir?
A
Serum potasyumu 3.3 mEq/L'nin altındaysa insülin başlanması ertelenmeli, önce potasyum verilmelidir; 3.3-5.2 mEq/L arasında ise insülinle birlikte sıvılara potasyum eklenmelidir.
B
Serum potasyumu 5.5 mEq/L'nin üzerine çıkana kadar potasyum verilmemeli, insülin dozu iki katına çıkarılmalıdır.
C
Potasyum düzeyi ne olursa olsun ilk 4 saat içinde hiçbir şekilde potasyum infüzyonu yapılmamalıdır.
D
Serum potasyumu normale inene kadar glukoz infüzyonu tek başına sürdürülmelidir.
E
Yalnızca idrar çıkışı olmayan anürik hastalara rutin profilaktik potasyum puşe edilmelidir.
Adım Adım Çözüm Analizi:
Diyabetik ketoasidozda asidoz ve insülin eksikliği nedeniyle potasyum hücre dışına çıkar, bu yüzden başlangıçta serum potasyumu normal veya yüksek (psödohiperkalemi) görülebilir; fakat total vücut potasyumu daima belirgin derecede azalmıştır. İnsülin tedavisi potasyumu hızla hücre içine sokacağından ölümcül hipokalemi gelişebilir. Kılavuzlara göre serum potasyumu < 3.3 mEq/L ise KALP ARRESTİ riski nedeniyle insülin tedavisi ERTELENİR ve önce potasyum verilir. Serum potasyumu 3.3-5.2 mEq/L aralığına indiğinde ise infüzyon sıvılarına mutlaka potasyum eklenerek potasyumun 4-5 mEq/L arasında tutulması hedeflenir. Başlangıçta K > 5.2 mEq/L ise potasyum eklenmez ancak yakın takip edilir. Sonuç: A şıkkı.
#17

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: B
Otuz iki yaşında sağlıklı görünen bir kadın hasta, özellikle sabah aç karnına veya egzersiz sonrasında ortaya çıkan baş dönmesi, soğuk terleme, çarpıntı, bulanık görme ve bayılma nöbetleri ile başvuruyor. Nöbet anında bakılan plazma glukoz düzeyi 38 mg/dL olarak ölçülüyor ve hastaya meyve suyu verildiğinde semptomlarının tamamen düzeldiği gözleniyor. İnsülinoma şüphesiyle 72 saatlik uzamış açlık testi uygulanan bu hastada; hipoglisemi anında (kan glukozu < 55 mg/dL) tanıyı doğrulayan beklenen hormonal parametre kombinasyonu aşağıdakilerden hangisidir?
A
Baskılanmış insülin, baskılanmış C-peptid, yüksek beta-hidroksibütirat
B
Yüksek (uygunsuz baskılanmamış) insülin, yüksek C-peptid, baskılanmış beta-hidroksibütirat
C
Yüksek insülin, baskılanmış C-peptid, yüksek sülfonilüre düzeyi
D
Baskılanmış insülin, yüksek C-peptid, yüksek IGF-2 düzeyi
E
Yüksek insülin, yüksek plazma kortizolü, aşırı ketonemi
Adım Adım Çözüm Analizi:
İnsülinoma, pankreas beta hücrelerinden kaynaklanan ve hiperinsülinemik hipoglisemiye yol açan bir nöroendokrin tümördür. Whipple triadı (hipoglisemi semptomları, eş zamanlı kan glukozu < 55 mg/dL ve glukoz verilmesiyle semptomların düzelmesi) karakteristiktir. 72 saatlik açlık testinde hipoglisemi geliştiğinde, fizyolojik olarak baskılanması gereken endojen insülin, C-peptid ve proinsülin düzeylerinin uygunsuz şekilde yüksek kalması tanıyı koydurur. Eksojen insülin alımında ise insülin yüksek iken C-peptid baskılıdır. Sonuç: B şıkkı.
#18

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: A
Otuz dört yaşında bir erkek hastanın fizik muayenesinde bilateral aşil tendon ksantomları ve korneal arkus saptanıyor. Aile öyküsünde babasının 42 yaşında miyokard enfarktüsü nedeniyle vefat ettiği öğreniliyor. Laboratuvar lipid profilinde; trigliserid 140 mg/dL, HDL kolesterol 45 mg/dL, LDL kolesterol ise 310 mg/dL olarak rapor ediliyor. Fredrickson sınıflamasına göre Tip IIa hiperlipoproteinemi tablosu gösteren ve ailesel hiperkolesterolemi düşünülen bu hastadaki temel moleküler genetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?
A
LDL reseptör geninde inaktive edici mutasyon
B
Lipoprotein lipaz (LPL) enzim eksikliği
C
Apolipoprotein C-II kofaktör mutasyonu
D
Apolipoprotein E izoform mutasyonu (Apo E2 homozigotluğu)
E
ABCA1 taşıyıcı protein mutasyonu
Adım Adım Çözüm Analizi:
Ailesel hiperkolesterolemi (Fredrickson Tip IIa), otozomal dominant geçişli bir hastalıktır. Olguların büyük çoğunluğunda (%85-90) LDL reseptör geninde fonksiyon kaybına yol açan mutasyonlar sorumludur (daha nadir olarak ApoB-100 mutasyonu veya PCSK9 geninde fonksiyon kazandırıcı mutasyonlar görülür). Karaciğer tarafından dolaşımdaki LDL partikülleri temizlenemez, belirgin izole LDL yüksekliği, tendon ksantomları ve çok erken yaşta prematür aterosklerotik koroner arter hastalığı gelişir. Sonuç: A şıkkı.
#19

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: C
Yirmi sekiz yaşındaki bir erkek hasta; dirençli hipertansiyon, çarpıntı ve baş ağrısı şikayetleriyle araştırılırken bilateral feokromositoma tanısı alıyor. Hastanın anamnezinde 3 yıl önce tiroid ameliyatı olduğu ve patoloji sonucunun 'Medüller Tiroid Karsinomu' geldiği öğreniliyor. Yapılan fizik muayenesinde dil ve dudak mukozalarında multipl nöromlar, marfanoid gövde yapısı ve kalınlaşmış kornea sinirleri saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdaki herediter sendromlardan hangisi ile en uyumludur?
A
MEN Tip 1 (Wermer Sendromu)
B
MEN Tip 2A (Sipple Sendromu)
C
MEN Tip 2B (Gorlin Sendromu)
D
Von Hippel-Lindau Sendromu
E
Nörofibromatozis Tip 1
Adım Adım Çözüm Analizi:
Multipl Endokrin Neoplazi Tip 2B (MEN 2B); medüller tiroid karsinomu, feokromositoma, mukozal nöromlar (dil, dudak, konjonktiva), intestinal gangliyonöromatozis ve marfanoid habitus birlikteliği ile karakterizedir. MEN 2A'da ise medüller tiroid karsinomu ve feokromositomaya primer hiperparatiroidizm eşlik eder, marfanoid yapı veya mukozal nörom görülmez. Her iki sendromda da RET proto-onkogen mutasyonu sorumludur. Sonuç: C şıkkı.
#20

Dahiliye • Endokrinoloji

Doğru Cevap: B
Yirmi altı yaşında Tip 1 diabetes mellitus tanısıyla izlenen kadın hastanın kontrolünde belirgin halsizlik, kilo kaybı ve hiperpigmentasyon geliştiği görülüyor. Tetkiklerinde primer adrenal yetmezlik (Addison hastalığı) ve otoimmün Hashimoto tiroiditi saptanıyor. Hastada mukokutanöz kandidiyazis veya hipoparatiroidizm bulgusu bulunmuyor. Tip 1 diabetes mellitus, otoimmün tiroid hastalığı ve primer adrenal yetmezlik birlikteliği ile karakterize olan (Schmidt sendromu) bu klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?
A
Otoimmün Poliendokrin Sendrom Tip 1 (APS-1)
B
Otoimmün Poliendokrin Sendrom Tip 2 (APS-2)
C
Kallmann Sendromu
D
McCune-Albright Sendromu
E
Carney Kompleksi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Otoimmün Poliendokrin Sendrom Tip 2 (APS-2 / Schmidt Sendromu); otoimmün adrenal yetmezliğe (Addison hastalığı) otoimmün tiroid hastalığı (Hashimoto veya Graves) ve/veya Tip 1 diabetes mellitusun eşlik etmesiyle karakterizedir. HLA-DR3 ve HLA-DR4 ile güçlü ilişkisi vardır ve genellikle genç erişkin kadınlarda görülür. APS-1 ise AIRE gen mutasyonuna bağlıdır ve klasik triadı kronik mukokutanöz kandidiyazis, hipoparatiroidizm ve Addison hastalığıdır. Sonuç: B şıkkı.

İlgili TUS Dahiliye Testleri

Tümünü Gör