DUYURU⚡ 2026 KPSS & YKS Yeni Nesil Çıkmış Sorular ve Deneme Sınavları Eklendi!İncele
tus DENEMESİ• 2026 Müfredatı

TUS TUS Klinik Tıp Bilimleri Gastroenteroloji Testi #1

Ders: DahiliyeSoru Sayısı: 20Tam Sınav Formatında
30:00
1
Gastroenteroloji
Soru 1 / 20
Uzun süredir gastroözofageal reflü semptomları olan 54 yaşındaki erkek hastaya yapılan üst gastrointestinal endoskopide, gastroözofageal bileşkenin 3 cm proksimaline kadar uzanan somon pembesi kadifemsi mukoza izleniyor. Alınan biyopside intestinal metaplazi saptanıyor ancak displazi izlenmiyor. Bu hastanın güncel kılavuzlara göre takibinde önerilen en uygun endoskopik izlem aralığı aşağıdakilerden hangisidir?
📢 Reklam AlanıAD_TEST_BOTTOM

Sınav Soru Altı Reklam Alanı

Soru kartının altında, cevap şıklarından izole güvenli yatay alan.

Format: 728x90 Horizontal
📢 Reklam AlanıAD_TEST_SOLVER_SIDEBAR

Sınav Sağ Panel Reklam Alanı

Soru çözme esnasında sağ kolonda soru navigasyonunun hemen üstünde yer alır.

Format: 300x250 Rectangle

Soru Navigasyonu

0/20 Cevaplandı
İşaretlendi Aktif Boş
TUS Müfredat ve Çözüm Rehberi

TUS Klinik Tıp Bilimleri Gastroenteroloji Testi #1 – Soru Bankası & Detaylı Çözümleri

Bu test, 2026 TUS Dahiliye müfredatı kapsamında Gastroenteroloji konusundaki bilgilerinizi ölçmek amacıyla hazırlanmıştır. Toplam 20 özgün soru ve adım adım açıklamalı çözümünü görmek için tıklayın.

Soruları & Çözümleri Aç (20)
#1

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: C
Uzun süredir gastroözofageal reflü semptomları olan 54 yaşındaki erkek hastaya yapılan üst gastrointestinal endoskopide, gastroözofageal bileşkenin 3 cm proksimaline kadar uzanan somon pembesi kadifemsi mukoza izleniyor. Alınan biyopside intestinal metaplazi saptanıyor ancak displazi izlenmiyor. Bu hastanın güncel kılavuzlara göre takibinde önerilen en uygun endoskopik izlem aralığı aşağıdakilerden hangisidir?
A
6 ay sonra
B
1 yıl sonra
C
3-5 yıl sonra
D
8-10 yıl sonra
E
Displazi olmadığı için endoskopik takibe gerek yoktur
Adım Adım Çözüm Analizi:
Barrett özofagusu tanısı, distal özofagusta kolumnar epitel varlığı ve biyopside intestinal metaplazinin (goblet hücreleri) gösterilmesi ile konur. Displazi içermeyen Barrett özofaguslu olgularda malign transformasyon riski düşük olduğundan, endoskopik sürveyans aralığı 3 ila 5 yıl olarak önerilmektedir. Displazi saptanmadığı için 6 ay veya 1 yıl gibi daha kısa aralıklar gereksizdir; sürveyansın tamamen sonlandırılması ise hatalıdır. Sonuç: C şıkkı.
#2

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: B
Hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yaklaşık bir yıldır giderek artan disfaji, regürjitasyon ve 6 kg kilo kaybı yakınmasıyla başvuran 38 yaşındaki kadın hastanın çekilen baryumlu özofagus grafisinde distal özofagusta 'kuş gagası' görünümü saptanıyor. Yapılan yüksek çözünürlüklü özofagus manometrisinde alt özofagus sfinkterinde (AÖS) yetersiz gevşeme ve özofagus gövdesinde peristaltizm kaybı izleniyor. Bu hastada kesin tanıyı doğrulamak ve altta yatan maligniteleri (psödoakalazya) dışlamak amacıyla tedavi öncesinde yapılması gereken ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?
A
24 saatlik pH-empedans monitorizasyonu
B
Üst gastrointestinal endoskopi
C
Toraks manyetik rezonans görüntüleme
D
Toraks ve abdomen bilgisayarlı tomografisi
E
Özofagus endoskopik ultrasonografisi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Klinik, baryumlu grafi ve manometri bulguları akalazya ile tam uyumludur. Akalazya düşündüren bulguları olan her hastada, benzer manometrik ve radyolojik tabloya yol açabilen gastroözofageal bileşke karsinomu (psödoakalazya) gibi maligniteleri dışlamak ve mukozayı değerlendirmek amacıyla tedavi öncesinde mutlaka üst gastrointestinal sistem endoskopisi (özofagogastroduodenoskopi) yapılmalıdır. Sonuç: B şıkkı.
#3

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: D
Endoskopik olarak duodenal ülser saptanan ve biyopsisinde Helicobacter pylori pozitif gelen 42 yaşındaki erkek hastaya 14 günlük standart eradikasyon tedavisi veriliyor. Tedavinin tamamlanmasından sonra semptomları gerileyen hastada eradikasyon başarısı kontrol edilmek isteniyor. Eradikasyon kontrolü için üre nefes testi uygulanmadan önce, yanlış negatif sonuçları önlemek amacıyla proton pompa inhibitörü (PPİ) ve antibiyotiklerin teste başlamadan en az ne kadar süre önce kesilmesi gerekmektedir?
A
PPİ 3 gün, antibiyotik 1 hafta
B
PPİ 1 hafta, antibiyotik 2 hafta
C
PPİ 2 hafta, antibiyotik 2 hafta
D
PPİ 2 hafta, antibiyotik 4 hafta
E
PPİ 4 hafta, antibiyotik 8 hafta
Adım Adım Çözüm Analizi:
Helicobacter pylori eradikasyonunun değerlendirilmesinde non-invaziv testler (üre nefes testi veya dışkıda H. pylori antijen testi) tercih edilir. Yalancı negatiflikleri önlemek için test yapılmadan en az 4 hafta (30 gün) önce antibiyotik ve bizmut preparatları, en az 2 hafta (14 gün) önce ise proton pompa inhibitörleri (PPİ) kesilmelidir. Sonuç: D şıkkı.
#4

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: B
Pernisiyöz anemi ve otoimmün atrofik gastrit tanısıyla izlenen 62 yaşındaki kadın hastanın yapılan kontrol endoskopisinde mide korpusunda multipl, 0.5-0.8 cm boyutlarında polipoid lezyonlar saptanıyor. Alınan biyopsi örnekleri iyi diferansiye nöroendokrin tümör (karsinoid) ile uyumlu bulunuyor. Bu hastada saptanan mide nöroendokrin tümörünün patogenezinde rol oynayan temel endokrin mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
A
Aşırı somatostatin salınımına bağlı ECL hücre supresyonu
B
Aklorhidriye sekonder gelişen hipergastrineminin ECL hücrelerini uyarması
C
Gastrik intrensek faktör eksikliğinin nöroendokrin hücre proliferasyonunu doğrudan tetiklemesi
D
Kronik H. pylori enfeksiyonuna bağlı sekonder vazoaktif intestinal peptid salınımı
E
Pepsinojen I düzeylerindeki artışın mukoza hücrelerinde malign transformasyona yol açması
Adım Adım Çözüm Analizi:
Otoimmün gastritte parietal hücre hasarına bağlı aklorhidri (hipoklorhidri) gelişir. Mide asiditesinin kaybolması antrumdaki G hücrelerinden sürekli ve masif gastrin salınımına yol açar (sekonder hipergastrinemi). Kronik hipergastrinemi, midedeki enterokromafin benzeri (ECL) hücrelerde hiperplazi ve ardından Tip 1 gastrik nöroendokrin tümör gelişimini tetikler. Tip 1 karsinoidler tipik olarak benign seyirli, multipl ve hipergastrinemi zemininde gelişen lezyonlardır. Sonuç: B şıkkı.
#5

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: A
Kronik ishal, karında şişkinlik ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuran 28 yaşındaki hastanın yapılan laboratuvar incelemesinde mikrositik anemi saptanıyor. İnce bağırsak biyopsisinde intraepitelyal lenfosit artışı, kript hiperplazisi ve belirgin villöz atrofi rapor ediliyor. Bu hastanın etiyolojisinde yer alan Çölyak hastalığının serolojik tanısında duyarlılığı ve özgüllüğü en yüksek olan antikor aşağıdakilerden hangisidir?
A
Anti-doku transglutaminaz IgA
B
Anti-gliadin IgG
C
Anti-nükleer antikor (ANA)
D
Anti-Saccharomyces cerevisiae antikoru (ASCA)
E
Anti-mitokondriyal antikor (AMA)
Adım Adım Çözüm Analizi:
Çölyak hastalığının tanısal serolojisinde, IgA eksikliği bulunmayan bireylerde duyarlılığı ve özgüllüğü en yüksek olan belirteç IgA yapısındaki anti-doku transglutaminaz (anti-tTG IgA) antikorudur. Anti-endomisyum antikoru (EMA) da çok yüksek özgüllüğe sahiptir ancak tTG IgA ilk basamakta en çok tercih edilen ve son derece güvenilir testtir. Sonuç: A şıkkı.
#6

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: E
Kırk sekiz yaşında bir erkek hasta; son iki yıldır devam eden gezici artraljiler, kronik sulu ishal, kilo kaybı ve son zamanlarda eklenen hafıza kusurları nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede yaygın lenfadenopati ve hiperpigmentasyon saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal endoskopide duodenal mukozada sarı-beyaz renkli plaklar görülüyor. Alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde lamina propriada PAS (Periyodik Asit-Schiff) pozitif, aside dirençli boyanmayan basiller içeren makrofaj infiltrasyonu izleniyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Çölyak hastalığı
B
Abetalipoproteinemi
C
Mycobacterium avium kompleksi enfeksiyonu
D
Karsinoid sendrom
E
Whipple hastalığı
Adım Adım Çözüm Analizi:
Whipple hastalığı; Tropheryma whipplei bakterisinin neden olduğu, sistemik tutulum gösteren (artralji, kronik ishal, malabsorpsiyon, lenfadenopati, nörolojik semptomlar ve cilt hiperpigmentasyonu) nadir bir hastalıktır. Duodenum biyopsisinde lamina propriada PAS pozitif, aside dirençli boyanmayan (Ziehl-Neelsen negatif) makrofajlar hastalığın klasik patolojik bulgusudur. Mycobacterium avium kompleksinde ise basiller aside dirençli boyanır. Sonuç: E şıkkı.
#7

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: D
Yirmi dört yaşındaki bir erkek hasta, 3 aydır süren kramp tarzı sağ alt kadran karın ağrısı, subfebril ateş, halsizlik ve günde 4-5 kez şekilsiz, kansız dışkılama yakınmalarıyla başvuruyor. Fizik muayenede perianal bölgede pürülan akıntılı fistül ağzı gözleniyor. Bu hastada düşünülen ön tanı ile ilgili olarak aşağıdaki özelliklerden hangisi Ülseratif kolite kıyasla Crohn hastalığını daha çok destekler?
A
İnflamasyonun mukoza ve submukoza ile sınırlı olması
B
Rektumun daima tutulması ve lezyonların kesintisiz devam etmesi
C
Dışkıda belirgin gross kanamanın hakim semptom olması
D
Transmural tutulum ve segmental lezyonların varlığı
E
Perianal fistül ve lezyonların nadir görülmesi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Crohn hastalığı ağızdan anüse kadar tüm gastrointestinal kanalı tutabilen, transmural inflamasyon yapan, segmental (atlamalı/skip lezyonlar) tutulum gösteren ve sıklıkla perianal fistül, fissür, apse gibi lezyonlara yol açan bir tablodur. Rektal tutulum Ülseratif kolitte kural iken (%95'in üzerinde), Crohn hastalığında sıklıkla rektum korunur. Kanlı ishal ve sadece mukoza-submukoza tutulumu ise Ülseratif kolit için tipiktir. Sonuç: D şıkkı.
#8

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: A
Altı yıldır ülseratif kolit tanısıyla takip edilen ve tedavisine düzensiz devam eden 35 yaşındaki kadın hasta; son 3 gündür günde 10'dan fazla kanlı dışkılama, yüksek ateş, taşikardi ve şiddetli karın ağrısı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede batında yaygın distansiyon, hassasiyet ve defans saptanıyor. Çekilen direkt karın grafisinde transvers kolon çapı 7.5 cm olarak ölçülüyor. Bu hastada toksik megakolon tanısı konulduktan sonra yapılması KESİNLİKLE KONTRENDİKE olan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A
Tam kolonoskopi yapılarak mukozanın acilen değerlendirilmesi
B
Ağızdan beslenmenin durdurulması ve nazogastrik dekompresyon uygulanması
C
İntravenöz sıvı ve elektrolit replasmanı yapılması
D
İntravenöz yüksek doz kortikosteroid başlanması
E
Geniş spektrumlu intravenöz antibiyotik tedavisi verilmesi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Toksik megakolon, ülseratif kolitin hayati tehdit eden bir komplikasyonudur. Kolon duvarı ileri derecede incelmiş ve nekroze olma riski altındadır. Bu aşamada kolonoskopi veya baryumlu kolon grafisi yapılması kolon perforasyonu riskini dramatik olarak artırdığı için kesinlikle kontrendikedir. Hastada oral alım kesilmeli, nazogastrik dekompresyon uygulanmalı, hidrasyon sağlanmalı ve intravenöz yüksek doz kortikosteroid ile geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Sonuç: A şıkkı.
#9

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: B
Kronik hepatit B zemininde karaciğer sirozu olan 58 yaşındaki erkek hasta, karında belirgin şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede asit saptanan hastaya tanısal parasentez yapılıyor. Parasentez sıvısı analizinde albumin düzeyi 0.8 g/dL olarak bulunuyor. Aynı anda bakılan serum albumin düzeyi 2.3 g/dL olarak rapor ediliyor. Bu hastada serum-asit albumin gradiyenti (SAAG) değeri ve olası asit etiyolojisi aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?
A
0.35 g/dL - Peritoneal karsinomatoz
B
1.5 g/dL - Portal hipertansiyon ilişkili asit
C
0.8 g/dL - Tüberküloz peritonit
D
3.1 g/dL - Nefrotik sendrom ilişkili asit
E
1.1 g/dL'nin altında - Siroza bağlı asit
Adım Adım Çözüm Analizi:
Serum-asit albumin gradiyenti (SAAG) = Serum albumini - Asit sıvısı albumini formülü ile hesaplanır. Hastada SAAG = 2.3 - 0.8 = 1.5 g/dL'dir. SAAG değerinin 1.1 g/dL veya daha yüksek olması portal hipertansiyon varlığını (siroz, kalp yetmezliği, Budd-Chiari sendromu vb.) gösterir. SAAG'ın 1.1 g/dL'den düşük olması ise peritoneal karsinomatoz, tüberküloz peritonit veya nefrotik sendrom gibi portal hipertansiyona bağlı olmayan nedenleri düşündürür. Sonuç: B şıkkı.
#10

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: C
Alkolik siroz nedeniyle takip edilen 52 yaşındaki bir hasta, genel durum bozukluğu, karın ağrısı ve uykuya meyil ile getiriliyor. Ateşi 38.2 °C, arteryel tansiyonu 100/60 mmHg olan hastaya tanısal parasentez uygulanıyor. Spontan bakteriyel peritonit (SBP) tanısının kesinleştirilmesinde ve ampirik antibiyotik tedavisine hemen başlanmasında kılavuzlara göre eşik kabul edilen asit sıvısı nötrofil sayısı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Asit sıvısında nötrofil sayısı > 50/mm3
B
Asit sıvısında nötrofil sayısı > 100/mm3
C
Asit sıvısında nötrofil sayısı > 250/mm3
D
Asit sıvısında toplam eritrosit sayısı > 10.000/mm3
E
Asit sıvısında lenfosit sayısı > 500/mm3
Adım Adım Çözüm Analizi:
Spontan bakteriyel peritonit (SBP) tanısı için asit sıvısındaki polimorfonükleer lökosit (nötrofil) sayısının en az 250/mm3 (veya 0.25 x 10^9/L) olması esastır. Bu değer aşıldığında kültür sonuçları beklenmeksizin parenteral olarak ampirik 3. kuşak sefalosporin (örneğin sefotaksim veya seftriakson) tedavisine derhal başlanmalıdır. Sonuç: C şıkkı.
#11

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: E
Kırk beş yaşında bir kadın hasta, epigastrik bölgede başlayıp sırta vuran şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Ağrının yemeklerden sonra arttığı ve öne doğru eğilmekle hafiflediği öğreniliyor. Bu hastada akut pankreatit tanısını koyabilmek için kullanılan üç temel tanı kriterinden en az ikisinin varlığı gerekmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu üç kriterden biri DEĞİLDİR?
A
Karakteristik epigastrik karın ağrısı
B
Serum lipaz düzeyinin normalin üst sınırının en az 3 katından fazla olması
C
Serum amilaz düzeyinin normalin üst sınırının en az 3 katından fazla olması
D
Abdominal bilgisayarlı tomografide akut pankreatite özgü bulguların saptanması
E
Serum C-reaktif protein düzeyinin 150 mg/L üzerinde ve belirgin lökositoz olması
Adım Adım Çözüm Analizi:
Akut pankreatit tanısı için şu 3 kriterden en az ikisinin bulunması gerekir: 1) Akut pankreatit ile uyumlu tipik karın ağrısı (epigastrik, sırta vuran), 2) Serum amilaz veya lipaz düzeylerinin normalin üst sınırının en az 3 katından fazla olması, 3) Kontrastlı abdominal BT, MRG veya transabdominal ultrasonografide akut pankreatite özgü görüntüleme bulgularının saptanması. Lökositoz ve CRP yüksekliği inflamasyonun derecesini yansıtan laboratuvar belirteçleridir ancak resmi 3 tanı kriteri arasında yer almazlar. Sonuç: E şıkkı.
#12

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: B
Rutin sağlık taraması yapılan 32 yaşındaki bir bireyin laboratuvar test sonuçları şu şekildedir: - HBsAg: Negatif - Anti-HBs: Pozitif (180 mIU/mL) - Anti-HBc IgG: Pozitif - Anti-HCV: Negatif Bu serolojik profil aşağıdaki klinik durumlardan hangisi ile en uyumludur?
A
Hepatit B aşısı ile başarılı bağışıklanma
B
Geçirilmiş ve iyileşmiş doğal Hepatit B enfeksiyonu
C
Kronik inaktif Hepatit B taşıyıcılığı
D
Pencere (window) dönemi akut Hepatit B enfeksiyonu
E
HBsAg mutant akut Hepatit B enfeksiyonu
Adım Adım Çözüm Analizi:
HBsAg negatif ve Anti-HBs pozitif olan bir kişide hepatit B'ye karşı bağışıklık mevcuttur. Bu bağışıklığın aşıya mı yoksa doğal enfeksiyona mı bağlı olduğunu gösteren belirteç Anti-HBc'dir. Yalnızca aşılanmış bireylerde sadece Anti-HBs pozitifleşir, Anti-HBc negatif kalır. Anti-HBc IgG pozitifliği ise kişinin virüsle karşılaştığını ve doğal enfeksiyonu geçirerek başarıyla iyileştiğini (kür sağlandığını) kanıtlar. Sonuç: B şıkkı.
#13

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: A
Otuz iki yaşındaki bir erkek hasta, son 6 aydır giderek belirginleşen tremor, yürüme güçlüğü, disartri ve karaciğer enzim yükseklikleri nedeniyle nöroloji ve gastroenteroloji polikliniklerine başvuruyor. Göz muayenesinde korneada Descemet membranında altın-kahverengi pigmentasyon (Kayser-Fleischer halkası) saptanıyor. Wilson hastalığı düşünülen bu hastanın tanısını doğrulamada beklenen tipik laboratuvar bulguları aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
A
Düşük serum seruloplazmini, artmış 24 saatlik idrar bakır atılımı
B
Yüksek serum seruloplazmini, azalmış 24 saatlik idrar bakır atılımı
C
Düşük serum ferritin düzeyi, artmış transferrin saturasyonu
D
Artmış serum seruloplazmini, artmış serum total demir bağlama kapasitesi
E
Düşük idrar bakır atılımı, normal serum seruloplazmini
Adım Adım Çözüm Analizi:
Wilson hastalığı, ATP7B gen mutasyonuna bağlı olarak gelişen bir bakır metabolizma bozukluğudur. Bakır seruloplazmine bağlanamaz ve safraya atılamaz. Sonuç olarak serum seruloplazmin düzeyi belirgin şekilde düşer (<20 mg/dL), idrarla atılan serbest bakır miktarı artar (24 saatlik idrarda bakır >100 mcg/gün) ve karaciğer ile bazal ganglionlarda serbest bakır birikimi gerçekleşir. Sonuç: A şıkkı.
#14

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: B
Kırk sekiz yaşında bir kadın hasta, yaklaşık bir yıldır devam eden inatçı kaşıntı ve son aylarda belirginleşen halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede göz kapaklarında ksantelazmalar ve hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde alkalen fosfataz (ALP) ve gama-glutamil transferaz (GGT) düzeyleri belirgin yüksek, serum aminotransferazları ise hafif yüksek bulunuyor. Abdominal ultrasonografide intrahepatik veya ekstrahepatik safra yollarında dilatasyon izlenmiyor. Primer biliyer kolanjit (primer biliyer siroz) ön tanısı düşünülen bu hastada tanıyı destekleyen en spesifik serolojik test aşağıdakilerden hangisidir?
A
Anti-nükleer antikor (ANA)
B
Anti-mitokondriyal antikor (AMA)
C
Anti-düz kas antikoru (ASMA)
D
Perinükleer anti-nötrofil sitoplazmik antikor (p-ANCA)
E
Anti-karaciğer böbrek mikrozomal antikoru (Anti-LKM-1)
Adım Adım Çözüm Analizi:
Primer biliyer kolanjit (PBK), intrahepatik küçük safra kanallarının granülomatöz yıkımı ile karakterize otoimmün kolestatik bir hastalıktır. Kadınlarda çok daha sık görülür, tipik semptomları kaşıntı ve halsizliktir; laboratuvarda ALP ve GGT yüksekliği ile seyreder. Hastaların %95'ten fazlasında Anti-mitokondriyal antikor (AMA), özellikle AMA M2 fraksiyonu pozitiftir ve hastalığın en spesifik serolojik belirtecidir. Sonuç: B şıkkı.
#15

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: D
Yirmi yaşında sağlıklı bir üniversite öğrencisi, final sınavları döneminde yoğun uykusuzluk ve stres sonrası gözlerinde hafif sararma fark ederek başvuruyor. Fizik muayenesinde skleralarda hafif ikter dışında anormal bulgu saptanmıyor. Yapılan tetkiklerde hemogram, karaciğer enzimleri (AST, ALT, ALP, GGT) ve batın ultrasonografisi tamamen normal bulunuyor. Total bilirubin 2.8 mg/dL, direkt (konjuge) bilirubin ise 0.3 mg/dL olarak rapor ediliyor. Bu hastada izole indirekt hiperbilirubinemiye yol açan UDP-glukuronil transferaz enzimindeki aktivite azalmasının temel genetik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A
MRP2 taşıyıcı protein geninde meydana gelen mutasyon
B
OATP1B1 ve OATP1B3 hepatik alım proteinlerinin tam yokluğu
C
ATP7B geninde mutasyona bağlı safraya bilirubin sekresyon defekti
D
UGT1A1 gen promotör bölgesindeki TATA kutusunda polimorfizm
E
HFE geninde C282Y mutasyonuna bağlı hepatik bilirubin birikimi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Gilbert sendromu; genellikle açlık, uykusuzluk, enfeksiyon veya stres gibi durumlarda tetiklenen, izole indirekt (anjiyogeneze uğramamış/konjuge olmayan) hiperbilirubinemi ile karakterize benign otozomal resesif bir tablodur. Karaciğer fonksiyon testleri ve karaciğer parankimi normaldir. Altta yatan defekt, UGT1A1 geninin promotör bölgesindeki TATA kutusunda yer alan (TA) tekrarlarındaki artışa (en sık A(TA)7TAA aleli) bağlı olarak enzim aktivitesinin yaklaşık %30 seviyelerine gerilemesidir. Sonuç: D şıkkı.
#16

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: B
Alkolik karaciğer sirozu zemininde hematemez ve melena ile acil servise getirilen 56 yaşındaki hastanın kan basıncı 85/50 mmHg, nabzı 120/dakika ölçülüyor. Hastaya derhal iki geniş damar yolu açılarak intravenöz kristaloid sıvı resüsitasyonuna başlanıyor. Akut varis kanaması şüphesi olan bu hastada, endoskopik müdahale öncesinde portal venöz basıncı düşürmek ve kanamayı kontrol altına almak amacıyla İLK TERCİH olarak başlanması gereken farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A
Oral propranolol
B
İntravenöz somatostatin veya oktreotid infüzyonu
C
Oral traneksamik asit
D
Subkutan heparin
E
İntravenöz dopamin infüzyonu
Adım Adım Çözüm Analizi:
Akut özofagus varis kanaması şüphesinde, acil endoskopik tedavi (özellikle bant ligasyonu) planlanırken eş zamanlı olarak splanknik vazokonstriksiyon yaparak portal basıncı düşüren vazoaktif ilaçlar (oktreotid, somatostatin veya terlipressin) derhal intravenöz infüzyon şeklinde başlanmalıdır. Propranolol gibi non-selektif beta-blokerler sadece primer veya sekonder profilakside kullanılır, akut kanama anında hipotansiyonu derinleştirebileceğinden kesinlikle verilmez. Sonuç: B şıkkı.
#17

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: E
Kolorektal adenomatöz poliplerin malign transformasyon (adenokarsinom) riski polipin bazı morfolojik ve histopatolojik özelliklerine göre değişkenlik gösterir. Aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip bir kolorektal polipte malignite gelişme riski DİĞERLERİNE GÖRE EN YÜKSEKTİR?
A
0.5 cm çapında, pediküllü tübüler adenom
B
0.8 cm çapında, hiperplastik polip
C
1.2 cm çapında, düşük dereceli displazi içeren tübüler adenom
D
0.6 cm çapında, rektosigmoid yerleşimli inflamatuvar polip
E
2.5 cm çapında, sesil villöz adenom
Adım Adım Çözüm Analizi:
Kolorektal adenomlarda malignite riski polipin boyutuna, histolojik yapısına ve displazi derecesine bağlıdır. Villöz yapı taşıyan polipler, tübüler adenomlara göre çok daha yüksek malign transformasyon potansiyeline sahiptir. Polip boyutu 2 cm'yi aştığında ve histolojisinde villöz komponent ağırlıklı olduğunda (özellikle yüksek dereceli displazi eşlik ettiğinde) invaziv kanser riski %40-50'lere kadar çıkabilir. Tübüler yapıda ve <1 cm olan poliplerde ise bu risk düşüktür (<%5). Sonuç: E şıkkı.
#18

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: C
Uzun yıllardır yoğun alkol kullanım öyküsü olan 50 yaşındaki bir erkek hasta; son bir yıldır sürekli epigastrik ağrı, belirgin kilo kaybı ve tuvalet taşına yapışan, kötü kokulu, yağlı dışkılama (steatore) yakınmaları ile başvuruyor. Çekilen direkt karın grafisinde pankreas trasesine uyan alanda yaygın kalsifikasyonlar saptanıyor. Bu hastada ekzokrin pankreas yetmezliğine bağlı steatorenin değerlendirilmesinde non-invaziv, spesifik ve pankreatik enzim replasman tedavisinden etkilenmeyen en güvenilir laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Serum tripsinojen düzeyi ölçümü
B
D-ksiloz emilim testi
C
Dışkıda fekal elastaz-1 tayini
D
Serum amilaz ve lipaz izoenzim analizi
E
Schilling testi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Fekal elastaz-1 testi, ekzokrin pankreas yetmezliğinin tanısında yaygın kullanılan, duyarlılığı ve özgüllüğü yüksek bir testtir. İnsan elastaz-1 enzimi bağırsaktan geçerken parçalanmaz ve dışkıda stabil kalır. En büyük klinik avantajı ise hastanın dışarıdan aldığı oral pankreatik enzim preparatlarının (bunlar domuz kaynaklıdır ve test insan elastazına spesifiktir) test sonucunu etkilememesidir. Sonuç: C şıkkı.
#19

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: A
Otuz beş yaşındaki bir erkek hastada, tedaviye dirençli ve multipl peptik ülserler (duodenum ikinci kıta ve jejunumda yerleşimli) saptanıyor. Hastada ayrıca sekretuar tipte ishal mevcuttur. Aile öyküsünde hiperkalsemi ve hipofiz adenomu olduğu öğreniliyor. Zollinger-Ellison sendromu (gastrinoma) düşünülen bu hastada tanıyı doğrulamak için açlık serum gastrin düzeyi ölçülmüş ve 450 pg/mL (hafif-orta düzeyde yüksek) bulunmuştur. Bu aşamada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken en uygun doğrulama testi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Sekretin stimülasyon testi
B
Glukagon infüzyon testi
C
İnsülin tolerans testi
D
Deksametazon supresyon testi
E
Kolesistokinin provokasyon testi
Adım Adım Çözüm Analizi:
Zollinger-Ellison sendromunda (gastrinoma) açlık serum gastrini genellikle >1000 pg/mL olduğunda tanı kesindir. Ancak gastrin düzeyi sınırda veya orta derecede yüksek (150-1000 pg/mL) çıktığında, tanıyı doğrulamak için altın standart sekretin stimülasyon testidir. İntravenöz sekretin verilmesinden sonra serum gastrin düzeyinde bazale göre >120 pg/mL (veya klasik olarak >200 pg/mL) artış olması gastrinoma için patognomoniktir. Normal G hücreleri sekretin ile suprese olurken karsinoid/gastrinoma hücreleri paradoksal olarak aşırı uyarılır. Sonuç: A şıkkı.
#20

Dahiliye • Gastroenteroloji

Doğru Cevap: B
Dekompanse siroz tanısıyla takip edilen 60 yaşındaki bir hastada konstipasyon ve aşırı diüretik kullanımını takiben uyku ritminde bozulma, çevreye ilgisizlik ve ellerde kaba çırpınma benzeri titreme (flapping tremor / asteriksis) gelişiyor. Hepatik ensefalopati Evre 2 tanısı konulan hastanın tedavisinde enteral laktuloz başlanıyor. Laktulozun hepatik ensefalopati tedavisindeki temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A
Hepatik üre siklusu enzimlerini doğrudan aktive ederek amonyak yıkımını artırmak
B
Kolon lümenini asitleştirerek amonyağı (NH3) emilemeyen amonyum (NH4+) iyonuna dönüştürmek
C
Bağırsaktaki tüm gram-negatif bakterileri bakterisidal etkiyle yok etmek
D
GABA-erjik reseptörleri yarışmalı olarak bloke etmek
E
Kan-beyin bariyerinde glutamin taşınmasını doğrudan inhibe etmek
Adım Adım Çözüm Analizi:
Laktuloz, ince bağırsaktan emilmeyen sentetik bir disakkarittir. Kolona ulaştığında kolonik bakteriler tarafından kısa zincirli yağ asitlerine (laktik asit, asetik asit) fermente edilir. Bu fermantasyon kolon lümen pH'sını düşürür (asitleştirir). Asidik ortamda absorbe olabilen amonyak (NH3), diffüze olamayan ve lümende hapsolan amonyum iyonuna (NH4+) dönüşür ('ammonia trapping'). Böylece amonyağın sistemik dolaşıma emilimi engellenir ve gaita ile atılımı artar. Sonuç: B şıkkı.

İlgili TUS Dahiliye Testleri

Tümünü Gör